Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi
Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.MSGSÜ'de Ara
Japon toplumunda intiharın felsefi ve sosyolojik yorumları: İntihar olgusu ve intihar mekanları
Özet
Bu çalışma, Japon toplumundaki intihar olgusunu felsefi ve sosyolojik açılardan ele alarak, intiharın tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlamını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Japonya, küresel çapta en yüksek intihar oranlarına sahip ülkelerden biri olup, bu olgunun tarihsel ve kültürel temelleri toplumsal normlar, bireysel kimlik, etik değerler ve ekonomik süreçlerle iç içedir. Tez kapsamında, Japonya'daki intihar fenomeni tarihsel bağlamı içinde ele alınarak, seppuku, kamikaze, karōshi (aşırı çalışmaya bağlı ölüm), hikikomori (toplumdan geri çekilme) ve johatsu (buharlaşarak yok olma) gibi kavramlar ışığında analiz edilmiştir. Araştırma, Japon toplumundaki intiharın yalnızca bireysel psikolojik faktörlere indirgenemeyeceği, toplumsal normlar, ekonomik dalgalanmalar ve kültürel değerlerle şekillenen karmaşık bir yapı sunduğu varsayımına dayanmaktadır. Émile Durkheim'ın intihar kuramı çerçevesinde, Japonya'daki intihar oranlarının toplumsal entegrasyon ve düzenleyici mekanizmalar açısından nasıl bir örüntü sergilediği irdelenmiştir. Japonya'da intiharın mekânsal dağılımı incelenerek, özellikle Aokigahara Ormanı gibi simgesel intihar mekânlarının bireyler ve toplum üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Çalışmada Foucault'nun biyopolitika kavramı temel alınarak Japon devletinin intihar vakalarını yönetme biçimi incelenmiştir. Devlet, bireylerin yaşamlarını belirli normlar çerçevesinde düzenlerken, aynı zamanda kimlerin yaşaması gerektiğine ve kimlerin "ölmeye bırakılacağına" dair kararlar vermektedir. Bu bağlamda, hikikomori ve johatsu bireyleri, modern Japon toplumunun içinde marjinalleşmiş ve sistem dışına itilmiş bireyler olarak değerlendirilmiştir. Johatsu fenomeni, bireylerin tamamen ortadan kaybolarak yeni bir hayat kurmasını içerirken, hikikomori bireyler fiziksel olarak toplumda var olsalar da, sosyal etkileşimlerden tamamen izole bir yaşam sürmektedirler. James C. Scott'un "Zayıfların Direnişi" teorisi çerçevesinde, hikikomori bireylerinin bu izolasyonu, sistemin baskıcı yapısına karşı pasif bir direniş biçimi olarak ele alınabilir. Tezin teorik çerçevesinde Antonio Gramsci'nin hegemonya kavramı ele alınarak, intiharın Japon toplumundaki hegemonik düzenle olan ilişkisi sorgulanmıştır. Toplumun bireyler üzerinde oluşturduğu baskı mekanizmaları, bireylerin kendilerini sistem içinde konumlandıramamaları durumunda onları ya intihara ya da toplumdan tamamen geri çekilmeye (hikikomori) zorlamaktadır. Ancak, Althusser'in ideolojik devlet aygıtları teorisi göz önünde bulundurulduğunda, bireylerin sistem tarafından özneleştirildiği ve kendi kimliklerini belirleme süreçlerinin egemen ideoloji tarafından şekillendirildiği görülmektedir. Bu çerçevede intiharın yalnızca bireysel bir tercih olmadığı, aksine hegemonik düzenin sürdürülmesine hizmet eden bir mekanizma olabileceği düşünülmektedir. Araştırmada karma yöntem (mixed methods) kullanılmış olup, Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı (MHLW), Japonya Ulusal Polis Ajansı (NPA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi kurumlardan elde edilen resmi intihar istatistikleri nicel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra, medya taramaları, akademik literatür incelemeleri ve etnografik bulgular üzerinden nitel analiz gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, Japonya'daki intihar oranlarının yalnızca bireysel ruh sağlığı sorunlarına indirgenemeyeceğini, toplumsal normlar, ekonomik krizler ve kültürel değerlerle şekillenen karmaşık bir yapı sunduğunu ortaya koymaktadır. 1990'lardan itibaren ekonomik krizler ve toplumsal belirsizliklerin intihar oranlarında önemli bir artışa yol açtığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda, bireylerin psikolojik destek arama eğilimlerinin toplumsal damgalama nedeniyle düşük olduğu ve özellikle erkek intihar oranlarının yüksekliğinde bu durumun etkili olduğu görülmüştür. Karōshi ve karōjisatsu gibi kavramlar, bireylerin iş stresi nedeniyle hayatlarını kaybetmelerinin kapitalist üretim sistemine içkin bir unsur olduğunu göstermektedir. Japonya'daki intihar olgusu, yalnızca bireysel bir mesele olarak değil, toplumsal yapı, kültürel miras ve ekonomik sistemlerin bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Japon hükümeti tarafından son yıllarda geliştirilen intiharı önleme politikaları ve sosyal destek mekanizmalarının etkinliği ele alınarak, daha kapsamlı önleme stratejileri geliştirilmesi gerektiği önerilmektedir. İntihar mekânlarının toplumsal bellek ve bireysel kimlik üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak, Japon toplumunda bireylerin yaşama tutunmasını destekleyecek daha sürdürülebilir sosyal politikaların hayata geçirmenin önemini vurgulayarak. Küresel intihar verilerinden Japonya örnekleminde intihar sürecini anlamlandıramaya çalışmak için analitik ve teori odaklı bütüncül bir perspektif sunmaktadır.
Koleksiyonlar
- Yüksek Lisans Tezleri [4245]















