Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi
Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.MSGSÜ'de Ara
Görsel sanatlarda yılan sembolizmasının kökeni ve dönüşümü
Özet
Mitler, çok eski zamanlarda yaşamış olan toplulukları, doğayı anlama ve yaşamın devamlılığının sürdürülmesi aşamasında, kontrol edilemeyen ve anlaşılamayan fenomenleri insan biçimli hale getirerek anlama çabası olmuştur. Mitler kozmik yaradılış hikayeleridir. Kozmik olayların yaratıcıları ilahi varlıklardır. İlahi varlıklar kozmik yaratım sürecinde yalnızca yaratmazlar, çeşitli zamanlarda müdahalelerde de bulunmaya devam ederler. Bu müdahaleler, kimi zaman hayatın veya yaşamın döngüsünü durdurmak olabilir, kimi zamanda seçilmiş olan kişinin mücadele edip kazanması gereken erdemler olabilir. Yapılan bu savaşlar, kimi zaman heyecan verici güzel olaylar olurken kimi zaman da yıkıcı kötü olaylardır. Mitler bu olayları sembol ve simgelerle oluşturulan ve alegorilerle anlatılan ilk öğreti biçimleridir. Mitler, topluluklar için bir yönüyle hakikati anlatan kutsal öykülerdir. Gerçektirler çünkü dünyanın varlığı bunu göstermektedir, hakikattirler çünkü yaşam ve ölüm bunu yaşatmaktadır, ölümsüz ve ilahi olandır çünkü hayatın devamlılığı bunu göstermektedir. Medeniyetler bu mitleri oluşurken doğa örgüsünü kopyalamaya çalışırlar. Bu örgünün içinde bulunan canlılar da kozmik yaradılış metinlerinin ilahi karakteri olarak görünürlük kazanırlar. Bu yaratıklar kimi zaman doğada bulundukları şekliyle temsil edilirlerken kimi zamanda güçlü başka canlılarla da birleştirilip hibrid tasvirler olarak betimlenirler. Mezopotamya belki de ilk yazılı metinlerle bize antik dünyanın yaşamı ve inançları hakkında bilgi vermektedir. Bu metinlerin önemli kısmını kozmik yaradılış öyküleri oluşturmaktadır. Bu öykülerde insanlaştırılmış tanrılar ya dev yaratıklarla ya da hibrid varlıklarla mücadeleye girmişlerdir. Mezopotamya da Sümerlerle başlayan bu yazılı kültürde betimlenen hikayeler, daha sonraki krallıklarda da yer bulmuş bazı değişikliklere uğrasa da temel anlatım ortak ve aynı kalmıştır. Yılan temsili bu ilk metinlerde kozmik yaratımın önünde duran büyük bir engel durumundadır. Onun yenilmesi yaşamın var olması ve döngünün devamı için şarttır. Kozmik yaradılış öyküleri halk için tam bir efsane veya destan halindeyken, içlerinde barındırdıkları sembolizmalar veya simgelerle de alegorik öğreti niteliği kazanmaktadır. Mezopotamya'dan daha doğuya yolculukta, Hindistan'a ulaştığımızda, yılan tasvirlerinin bazı gündelik eşyaların üzerlerine işlendiklerini yapılan kazı araştırmalarından öğreniyoruz. Hint yarımadasında bulunan kazılarda kültür medeniyetlerinin gelişimini sağlayan akımların bir kısmının kuzeyden bir kısmınınsa kuzey-batıdan, İran, Afganistan ve Pakistan koridorundan gelen Mezopotamya kültürünün olduğunu söyleyebiliriz. Kozmik yaradılış burada da yenilmesi gereken bir canavarı yani dev yılanı karşımıza çıkarmaktadır. Yine ilahi yardımlarla büyük bir savaş verilir ve kazanılır. Böylece yaradılış ve devinim gerçekleşir. Ancak Hint uygarlığı yılan sembolizmasını yalnızca yaradılışın maddi varoluş boyutuyla ilişkilendirmemiş, yılan simgesi kişinin gelişim sürecinde de kazanılması gereken erdemleri içinde mücadele etmesi gereken bir ilahi sembol olmuştur. Ufak bir ek hal vardır, o da bazen arayış yolculuğundaki adayın rehberi ya da yol arkadaşı olacaktır. Hint mistisizmi bu öğretileri tam bir kapalı hale getirmemiştir. Aday mistik yolculuğa emin sınavlarla kabul edilmişlerdir. Bu çalışmalar bugün dahi meditasyon uygulamaları ile kendini yaşatmaya devam etmektedir. Mısır medeniyeti ise gizemli oluşumuna yine dışarıdan aldığı göçlerle getirilen ve birleştirilen medeniyetlerle oluşturulduğu söylenmektedir. Mısır medeniyeti sıkı bir sır ve gizem kültürüne sahiptir. Yine kozmik yaradılış öyküleri vardır. Fakat Mezopotamya veya Hint kültürlerinden farklı olarak, dev yılanla mücadele kozmik bir yaradılış oluşturmaz, hayatın devamlılığı olan döngünün bağlarından kurtulmasına sebep olur. Bu yönüyle Hint kültüründeki sembolizmayla paralellik göstermektedir. Ancak, öğreti, kutsal metinlerle çok sıkı korunur ve yalnızca özel kişilere açılır. Bizler bugün bu öğretilerin, Mısır tapınaklarına kabul edilmiş Antik Yunanlı filozoflarından öğreniyoruz. Bu araştırmada yılan sembolizmasının kökleri olarak kabul ettiğim bu üç medeniyetin içinde yılan sembolizmininin izlerini sürmeye çalıştım. Bu çalışmanın amacı, elde ettiğim bilgilerle son zamanlarda çalışmalarımın ana konuları olan, yılan, figür, ve ayna sembolizmasını birleştirerek eserler üretmek olmuştur.
Koleksiyonlar
- Sanatta Yeterlik Tezleri [510]















