Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi
Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.MSGSÜ'de Ara
Geçmişten günümüze Türklerde destan ve devlet ilişkisi üzerine bir inceleme
Özet
Türk siyasal düşüncesinde devlet kavramının tarihsel, kültürel ve ideolojik temellerini, Türk destanları bağlamında çözümlemek mümkündür. Devlet hem yönetsel bir yapı hem de kültürel bellekte ve kolektif kimlikte kurucu bir unsurdur. Bu bağlamda destanlar, edebi veya folklorik ürünler olmakla birlikte siyasal meşruiyetin, toplumsal aidiyetin ve tarihsel sürekliliğin taşıyıcılarıdır. Tez, klasik devlet kuramlarından hareketle Türk destan geleneğini, siyasal antropoloji ve kültürel kuramların kesişiminde disiplinlerarası bir yaklaşımla incelemektedir. Birinci bölümde devletin tarihsel serüveni ve kuramsal çeşitliliği detaylı biçimde ele alınmıştır. Devletin ortaya çıkışına dair klasik (aile, kuvvet, biyolojik), çatışmacı, iradi ve sentezci teoriler sistematik biçimde tartışılmış; bu kuramların Batı düşüncesindeki Machiavelli, Hobbes, Locke, Rousseau gibi temsilcileri ile İslam-Türk düşüncesindeki karşılıkları mukayeseli olarak değerlendirilmiştir. Türk düşüncesinde devlete yüklenen kutsallık, devletin yalnızca bir yönetim mekanizması değil; aynı zamanda "kut", "devlet baba" ve "ilahi adalet" gibi kavramlarla mistik ve meşru bir kimliğe büründüğünü göstermektedir. Bu çerçevede modern devlet anlayışının tarihsel ve kültürel temelleri Türk toplumsal yapısıyla harmanlanarak analiz edilmiştir. İkinci bölüm, destan olgusunun kavramsal, tarihsel ve anlatımsal yönleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Destanlar, tarihsel olayların mitolojik bir anlatımla yeniden inşa edildiği kültürel metinler olarak değerlendirilmiştir. Özellikle Bozkurt, Ergenekon, Oğuz Kağan, Göç, Dede Korkut, Satuk Buğra Han, Battal Gazi ve Danişmend Gazi gibi destanlar üzerinden devletin idari, askerî, ekonomik, hukuki ve diplomatik boyutları analiz edilmiştir. Bu metinlerde yer alan lider figürlerinin yalnızca kahraman değil; aynı zamanda ideal devlet adamı arketipi olarak işlev gördüğü ortaya konmuştur. Destanlar aracılığıyla siyasal otoritenin kutsanması, liderliğin idealize edilmesi ve milletin tarihsel bir birlik duygusuyla yapılandırılması, bu anlatıların siyasal meşruiyet üretiminde oynadığı rolü göstermektedir. Üçüncü bölümde destanların bireysel ve toplumsal düzeydeki psikolojik etkileri analiz edilmiştir. Carl Jung'un arketip kuramı, Maurice Halbwachs'ın kolektif hafıza teorisi ve Henri Tajfel'in sosyal kimlik yaklaşımı çerçevesinde destanların bireyin kimlik inşasında, toplumsal dayanışmada ve tarihsel travmaların sembolik düzeyde işlenmesinde nasıl bir rol üstlendiği tartışılmıştır. Oğuz Kağan, Ergenekon ve Dede Korkut destanlarında kolektif hafıza ve yeniden doğuş teması öne çıkarken Satuk Buğra Han, Battal Gazi ve Danişmend Gazi destanlarında dini kimlik, adalet ve liderlik gibi kavramlar etrafında kültürel normlar yeniden üretilmiştir. Bu anlatılar, milletin kriz anlarında psikolojik dayanıklılığını arttıran simgesel kaynaklar olarak işlev görmekte, kültürel kodlar aracılığıyla aidiyet duygusunu pekiştirmektedir. Çalışma, destan-devlet ilişkisinin tarihsel bir anlatıdan ibaret olmadığını, aksine modern siyasal söylemlerde yeniden üretildiğini ortaya koymaktadır. Eğitim politikalarından medya stratejilerine, kamu törenlerinden siyasal retoriğe kadar birçok alanda destansı anlatıların kullanılması, epik dilin günümüz siyasal meşruiyet arayışlarında ne kadar işlevsel olduğunu göstermektedir. Bu durum devletin yalnızca bir kurum değil; kolektif kimliği biçimlendiren kültürel bir temsile dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Sonuç olarak bu tez, Türklerde devlet anlayışının yalnızca hukuki ve idari düzeyde değil; kültürel, mitolojik ve psikolojik düzeylerde de inşa edildiğini göstermektedir. Destanlar, bu çok katmanlı inşanın hem taşıyıcısı hem de kurucusu olarak değerlendirilmiştir. Devletin tarihsel sürekliliği, siyasal meşruiyeti ve toplumsal aidiyeti, destanlar aracılığıyla biçimlendirilmiş; bu anlatılar modern dönemde dahi siyasal kültürün temel yapı taşları olarak etkisini sürdürmektedir. Tezin sunduğu analiz, Türk siyasal kültürünü anlamak isteyen araştırmacılar için önemli bir kuramsal ve olgusal katkı sunmaktadır.
Koleksiyonlar
- Doktora Tezleri [866]















