Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi
Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.MSGSÜ'de Ara
Kent-doğa ikiliği: Mekansal sınırlandırmalar ve potansiyeller bağlamında İstanbul'a bir yaklaşım
Özet
Bu tez çalışması, insanın domine ettiği günümüz kentlerinde; kent-doğa ikiliği kavramını sorunsallaştırır. Güncel ekolojik kriz tablosu ve antroposen/kapitolosen devri; insan-doğa ikiliğinin etrafında şekillenen, insanolmayanların baskılandığı, indirgendiği, dışlandığı düşünsel, tarihsel ve fiziksel süreçlerin karmaşık bir bütünüdür. Günümüzün küresel kentlerinin güçlü ve çoklu dinamikleri, insanolmayanların da içinde olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı oluşturmaktadır. İnsan ve insanolmayanların iç içe geçen ilişkileri, bu ilişkileri belirleyen baskın insanmerkezci/ikicil bakış; insanın dışında olmadığı bir ekolojinin kent mekanı dahil bütün dünyada etkili olduğu kriz ortamını yaratmıştır. İlişkisel düşünme; mekanı veya kentsel mekanını çokluklar ve bunların birbirileri ile ilişkileri üzerinden ele alan yaklaşımlar; ikicil düşünmenin bir antidotu olarak tezin ana motivasyonu olan insan-insanolmayan ilişkilerin anlaşılmasında altlık oluşturmuştur. Çalışma, kent-doğa ikiliğinin kent mekanının şekillenmesinde etkisini araştırarak, ikiliğin arkasında yatan kavramsal ve tarihsel süreçleri paylaşmaktadır. Bu süreçler, temel olarak Batı dünyasındaki mekan kavramının dönüşümüyle doğrudan alakalıdır. Mekanın rasyonel bir çerçeveye indirgenmesi, doğa kavramının nesnelleştirilmesine ve dolayısıyla indirgenmesine neden olmuştur. Doğanın rasyonel olarak okunabilmesi, parsellere ayrılmasını ve buna bağlı olarak haritalar üzerinden planlanmasını kolaylaştırmıştır. Modern mimarlığın mekanı indirgeyen yaklaşımları, bu düşüncede temellenerek; işlevi ve biçimi önceleyen; bağlamı arka plana atan bir zemin oluşturmuştur. Aynı şekilde Batı Dünyası'nda peyzaj kavramının gelişiminde, bahçe düzenlemeleri ile insanolmayanların estetik indirgeme başta olmak üzere çeşitli indirgenme biçimlerine maruz kaldığı görülmektedir. Ancak en büyük etkinin küreselleşme ile ortaya çıkan özel sermaye odaklı mekan üretimlerinde olduğunu söylemek mümkündür. Sermayenin çıkarlarını gözetmek amacıyla gerçekleştirilen mekan üretimlerinin insanolmayan doğa ile kurduğu ilişkiler, daha önce hiç olmadığı kadar ekolojik açıdan sorunludur. Çalışmanın amacı, kent-doğa ikiliğinin arkasında yatan nedenleri açığa çıkarmakla beraber; kent mekanındaki karşılığı olan mekansal sınırlandırma biçimlerini, buna bağlı olarak ortaya çıkan insan-insanolmayan ilişkileri ve insan dahil bir ekolojik bütünlüğe etkisini araştırmaktır. Mekansal sınırlandırma biçimleri; toprakta, suda ve park-bahçe ortamlarında olmak üzere sınıflandırılmıştır. Toprağın altında ve üzerinde gerçekleşen yapılaşmalar, toprağı, toprakta yaşayanları ve suyun akışını etkilemektedir. Su ile kurulan ilişkiler; su-kara eşikleri, derelerin ıslah edilme biçimleri; suyun kendi içinde ve su çevresinde kurulabilecek zengin habitat ortamını etkilemektedir. Bu sınırlandırma biçimlerinin yanı sıra kent mekanı, sınırlandırmaların ötesine geçen ekolojik değere sahip potansiyel durumlar da barındırmaktadır. Ruderal bitkilerin oluşturduğu yol kenarı küçük bir refüj ölçeğinden, devasa alanlara dek büyüyebilen atıl alanlar; zengin bioçeşitliliğiyle kentler için yüksek potansiyellere sahip alanlardır. Kişisel bostanlardan, hobi bahçelerine veya geleneksel bostanlara değişebilen şekillerde ekme-biçme eylemleri, insan ile toprak arasındaki ekolojik bağı güçlendirerek, bugün zayıflamış olan ekolojik hafızayı canlandırma potansiyeli taşımaktadır. Çalışma kapsamında, insanolmayan hayatı baskılayan mekansal sınırlandırma biçimleri ve bu sınırlandırmaların ötesine geçen ekolojik değere sahip potansiyel durumlar tanımlanmış, İstanbul ölçeğinde üç alan belirlenerek; Göksu-Küçüksu, Eyüpsultan-Gaziosmanpaşa, Koşuyolu-Haydarpaşa olmak üzere alanlar üst ölçek ve yakın ölçekte analiz edilmiştir. Analiz kapsamında her üç alanda ki dokuların birbiri ile farklılıkları ve benzerlikleri ortaya çıkarılmıştır. İstanbul'un tarihsel süreçte ortaya çıkan kırılma noktalarına göre farklılaşmış yapılaşma dokularının; birbiri ile benzer mekansal sınırlandırma biçimlerine sahip oldukları, birbirinden ayrışmış özel durumlar da barındırdıkları görülmüştür. Benzer ve ayrışmış durumlar, yapılaşma pratiklerini analiz edebilmek; mevcut ekolojik zenginlikleri koruyabilmek, ekolojik potansiyel barındıran durumları tespit etmek ve gelecekte İstanbul'a özgü ekolojik strateji haritasını çizebilmek için alternatif bir yaklaşım sunmaktadır.
Koleksiyonlar
- Doktora Tezleri [866]















