Mimar Sinan Fine Arts University Institutional Repository
DSpace@MSGSÜ digitally stores academic resources such as books, articles, dissertations, bulletins, reports, research data published directly or indirectly by Mimar Sinan Fine Arts University in international standarts, helps track the academic performance of the university, provides long term preservation for resources and makes publications available to Open Access in accordance with their copyright to increase the effect of publications.Search MSGSÜ
Hıtchcock sinemasında mahremiyet kaybı ve tekinsizlik kavramları üzerine freudyen ve fenomenolojik bir okuma
Abstract
Bu çalışmada, Alfred Hitchcock'un psikolojik gerilim film türünde seçilmiş üç ustalık dönemi eseri kapsamında, sinemadaki ev mekânlarının mahremiyet kaybıyla tekinsiz hale gelişleri Freudyen kuramlar ışığında, mekânsal fenomenolojik yöntemle analiz edilmiştir. Öznenin eviyle kurduğu tinsel bağın yapıtaşı olan mahremiyet kavramı, hem başkalarınca merak unsuru olması hem de yitirildiğinde ortaya çıkan Freudyen tekinsizlik hissiyatı açısından ele alınmış, mahremiyetin ve tekinsizliğin mekânsal temsilinde psikolojik etkileri olan kurgusal evlere ait mimari ögelerin, filmler özelinde fenomenolojik anlamları değerlendirilmiştir. Hitchcock eserlerinde mekân, fiziksel olduğu kadar algısal ve tinsel düzlemde hikayenin psikodinamik yapısına gerilim unsuru olarak katkı sağlar ve bu bağlamda mekânların ilgili ögeleri, çalışmada fenomenolojik göstergeler olarak ele alınmıştır. Nesnenin özünü insanla kurduğu bağ ile açıklayan fenomenoloji, algılananın fiziksel ve işlevsel özelliklerinin yanı sıra algılayan öznenin geçmiş yaşantısındaki deneyimleriyle ilgilenir ve bu yönüyle psikanalitik yaklaşımın geçmiş ve bilinçdışı ile kurduğu ilişkiye eklemlenerek Hitchcock'un tekinsiz sinemasal mekânlarının Freudyen çözümünde tamamlayıcı bir yöntemsel zemin sunar. Şüphesiz öznenin bilinçdışının, mekânsal algısını en yoğun olarak etkilediği mekân evidir. Evi, özneyi dışarıdaki fiziksel zorluklardan olduğu kadar psikolojik baskılardan da korurken anılarının ve bastırılmışlıklarının da konumudur. Ona dışarıda sürekli değişen dünyanın aksine bir süreklilik vadeder ve kök salmasına izin verir. Kök saldığı, ikamet ettiği evi kişinin mahremidir ve mahremiyet, kişinin başkalarından ayrıştırdığı bir içselliğe sahip olmasına olanak sağlarken aynı zamanda evini, başkalarınca bir merak unsuru haline getirir; merak edenler için kişinin mahremi artık keşfedilmeyi bekleyen bir gizdir. Nitekim özne, hem izlenmekten rahatsız olur hem de başkalarını izlemekten haz duyar ancak kendisinin yalnızca bir görüş açısı varken varoluşu her açıdan gözlemlenmeye açıktır. Dolayısıyla kendine mahrem bir alan, bir ev, bir kabuk yaratır. Dış dünyayı görmeye devam etmek için kabuğuna açtığı bir pencere, mahremini gözetlemek isteyen içinse içeriye açılan bir perspektif sunar. Mahremiyet ihlali, hem toplumsal ahlaka uymayışı nedeniyle vicdani bir rahatsızlık unsuru, hem de kapalı pencereler, kapılar ardından çıkacakların öngörülemezliği nedeniyle tekinsiz bir deneyimdir. Schelling tarafından ilk kez felsefi bir temele dayandırılan tekinsizlik kavramı; bilinçaltında kalması gerekenin beklenmedik şekilde görünür hale gelmesinin neden olduğu rahatsız deneyim olarak tanımlanmışken, Jentsch tarafından psikolojik temellere oturtularak; entelektüel belirsizlik olarak açıklanmıştır ancak Freud'un belirttiği üzere, her yabancı olan tedirgin edici değildir ama yabancılaşılanın dönüşü tekinsizlik yaratır. Yabancılaşılan, kişinin bir nedenle bastırmış olduğu mahremidir ve beklenmedik anda açığa çıkması psikolojik tedirginlik nedenidir. Bu çalışmada, Hitchcock eserlerinden seçilen ''Rebecca'', ''Rear Window'' (Arka Pencere) ve ''Psycho'' (Sapık) filmlerinin okumalarında Freudyen kavramlardan yararlanma tercihinin temel nedeni tezin ana çalışma konuları olan ''tekinsizlik hissiyatı'' ve ''tekinsiz ev'' olgusunun Freudyen kavramlar olmasıdır. İrdelenen Hitchcock sinemasındaki tekinsizlik kavramı, özellikle ev mekânları ve mahremiyetin kaybı bağlamında ele alınmış ve tekinsizlik kavramının kuramsal temeli olarak Freud'un ''Tekinsiz'' adlı makalesi tercih edilmiştir. Bu tercih Hitchcock'un anlatı yapısında, bastırılmış olanın geri dönüşü, bilinçdışının mekânsal yansımaları ve evlerin mahremiyet ihlali gibi Freudyen temaların belirgin biçimde yer alması nedeniyle metodolojik olarak tutarlıdır. İnsanın günlük yaşantısının vazgeçilmezi olan mekân, insanı anlatan sinema sanatında da yer bulur ve sinema, dinamik anlatı yapısı sayesinde tekinsizlik hissiyatı dahil insanın mekânla kurduğu devingen her ilişkiyi üçüncü göz olarak irdeleme fırsatı yaratır. Nitekim, tekinsizlik kavramını psikanalitik temellerle çalışan Freud'un saptadığı beş ana tekinsizlik nedeni (bir şeyin canlı veya cansız ayrımının yapılamayışı, bir şeyin ikizlik/çiftlik durumu, bir şeyle tesadüf sınırlarını aşacak kadar fazla karşılaşma durumu, ölümden geri dönüş ve insan beden bütünlüğünün bozulması), başta korku ve psikolojik gerilim türüne ait eserlerde olmak üzere filmlerin olay örgüleri ve kurgusal mekânlarında karşımıza çıkar. Kurgusal mekânlar, fiziksel mekânlardan farklı olarak içeriği oldukları anlatının ihtiyaçlarına göre oluşturulmuş ve bütünüyle düşünseldir. Bu nedenle, sadece ait oldukları eserde bir anlam ifade ederken, içerdikleri sembolik mimari ögeler sayesinde salt bir sahne görevi görmekten öte anlatının içsel ve dramatik etkisine katkıda bulunur. Korku ve psikolojik gerilim türündeki sinema eserlerinde mekânsal tekinsizliğin bilinçli olarak kurgulanması ve tekinsizlik kavramının ev ve mahremiyet kavramlarıyla ilişkili olması nedeniyle eserler, ikamet eden özne açısından evin anlamının farklı bağlamlarda gözlemlenmesine imkan tanırken, bu çalışmada irdelenmek üzere seçilen üç Hitchcock eserindeki kurgusal ev mekânları, salt bir konum olmaktan öte birer öznedir, fenomenolojik ögeleri ile karakterleri metaforize eder, izler, dışlar ve davet eder. Özetle bu çalışmada, dinamik mekânsal anlatısı gereği öznenin mekânla kurduğu devingen ilişkiyi irdelemeye olanak sağlayan sinema eserlerinden seçilen üç psikolojik gerilim türüne ait Hitchcock filmi kapsamında, kurgusal evlerin ikamet edilebilirliklerini kaybedişleri, kavramsal araç olarak seçilen Freudyen kuramlar odağında irdelenirken, atmosferik tekinsizlik hissiyatına semiyotik katkıları belirlenen mimari ögeler aracılığıyla mekânsal fenomenolojik yöntemle analiz edilmiştir.
Collections
- Yüksek Lisans Tezleri [4245]















