Özet
Türk Mimarisi'nin gelişim süreci içinde -coğrafya, iklim, toplum, ekonomi, siyaset, malzeme, sanatçı/mimar gibi benzeri etkenler yanında- "Din" gerek İslâmiyetten öncesi dönemde gerekse İslâmiyetten sonrası dönemde mimari üretimi ve tasarımı etkilemiş ve kendini mimari yapılarda somut olarak ortaya koymuştur. İslâmiyetten önceki dönemde, Türk topluluklarının egemenlik sürdürdüğü coğrafyalarda kabul gören "Zerdüştlük", "Maniheizm", "Budizm", "Musevilik", "Hıristiyanlık" gibi dinlerin varlığına rağmen, Türklerin ana ve ağırlıklı dinleri doğa unsurlarını kutsal olarak gören ve algılayan Doğa Dini ve Gök Tanrı inancı olmuştur. Bu inanç sistemleri Türk Mimarisi'ni hemen her alanda yönlendirmiştir. İslâm dininin kabulünden sonra da bu inanç değerleri, kendini geleneksel öğeler olarak devam ettirmiştir. Aynı zamanda İslâm diniyle de bir örtüşme içine girerek Türk Mimarisi'ni şekillendirmeye devam etmiştir. İslâm Dini'nin kabulü, Türk Tarihi ve Mimarisi açısından bir milât olmuş ve Türk Mimarisi'ne yeni bir bakış açısı sunmuştur. Türk düşünce, davranış ve inanç sistemi üzerine yerleşen İslâm Dini, Türk İslâm kimliği bütünlüğünde varlık bularak Türk Mimarisi'ne yön vermiştir. Türklerin tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren Din ve Mimari arasında süregelen yoğun ilişki, Laik, Modern ve Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasına kadar devam etmiştir. Bu dönemden sonra akıl, bilim ve teknoloji yaşamın hemen her alanında egemen güç konumuna yükselmiştir. Din, artık toplum üzerindeki egemenlik tahtından bireylerin din ve vicdan hürriyeti alanına indirgenmiştir. Anahtar Kelimeler: Din, İlişki, Mimari, Türkler.