Özet
Dans ve dansçı bedeni, araştırma nesnesi olarak ele alındığı farklı disiplinlerde (sosyoloji, antropoloji, etnokoreoloji, estetik vs.) disiplinlerin kendi terminolojik düzleminde çeşitli anlamlandırma pratiklerine dahil edilmiştir. Her beden imgesi gibi dans eden beden imgesinin de temsili bir araç olarak, hakim algıyı şekillendiren söylemsel politikalara ve pratiklere eklenme ihtimalini taşıdığı söylenebilir. Nitekim milli danslardan, dansın kadınsılığına, soylu danslardan, propagandist danslara kadar birçok örnek dansın ve dansçı beden imgesinin politik bir araç olarak nasıl kullandığının göstergesi niteliğindedir.Beden imgesinin temsili anlam normlarının kurulumu, bedenin ve dans hareketinin inşasıyla doğrudan ilişkili olarak belirir. Bu çalışmanın odağında, seyirci karşısında icra edilen ve seyredilen danslar bulunduğundan, dansçı öznenin inşası kadar öne çıkan bir başka husus ise seyirci-dansçı/performansçı ilişkisi olacaktır. Dansın ve dansçı bedenin imgesinin, duyumsamayı ve estetik deneyimi önbelirleyen temsil mekanizmalarıyla olan ilişkisi, imgenin göreli çoğul anlam potansiyelinden öte beden ve imgeyi birbirinden ayıran ve karşıt olarak konumlandıran modern akılla birlikte düşünülmelidir.Dansın gerek beden gerekse imge politikalarındaki araçsal işlevinin tarih boyunca farklı formlarda kendini göstermiş olması, hakim estetik ve kültürel politikalar karşısında konum alan kimi dansçı ve performansçıların dansı, bedeni ve beden imgesinin temsili niteliğini bir karşı-politik söylemle kurmalarının da vesilesi olmuştur. Ancak tüm anlamı göreliliğe, tüm politizasyon çabalarını ise ideolojiye indirgeyen neo-liberal ekonomik düzenin estetik politikaları, imgenin ve bedenin politik potansiyeline olan inancın zayıflamasında etkili olmuştur. Hakim kod ve gösterge ekonomisinin tahakkümünde güçsüzlüğe ve etkisizliğe mahkum edilen dans eden beden imgesinin politik potansiyelini sorgulamak bu çalışmanın amaçları arasındadır.Dansı, disiplinlerin hazır bağlamları ve şablon terminolojileriyle incelemek, dansın bir öznelleşme pratiği olabileceğinin ve dansçı beden imgesinin politik bir potansiyel taşıdığının gözden kaçmasına sebebiyet verebilir. Bu bağlamda, dans ve performans alanında 1960'larda yaşanan kırılmaların ardından 1990'larda şekillenmeye başlayan ve alanını sosyal bilimlerle ilişkili olarak kuran/dönüştüren çağdaş dans mecrasının kavramlarını, sosyolojiyle birlikte düşünmek, imgenin politik potansiyelini kurabilecek başka bir dilin olanaklarını sorgulamak açısından önemlidir.ANAHTAR KELİMELER: Dans, Beden, Performans, İmge, Estetik, Direniş Potansiyeli