Özet
Bu tezin amacı, kültür ürünlerini özgürce paylaşma yöntemlerini araştırmak ve bu yöntemlerin armağan kavramıyla ilişkisini kurmaya çalışmaktır. Dijital gelişimin sağladığı olanaklarla beraber, kültür ürünlerinin çoğaltılması ve yayılması kolaylaşmıştır. Hiyerarşik olmayan, dağıtık yapısı sayesinde, kullanıcıların birbirleriyle doğrudan paylaşımda bulunmalarına imkân tanıyan P2P (peer-to-peer) paylaşım programları, yazıların yayıncıya ihtiyaç duymadan okuyucuyla buluşabilmesini sağlayan internet günlükleri (blog), müzisyenlerin üretimlerini plak şirketine muhtaç olmadan dinleyiciye ulaştırabildikleri dijital kanallar, projelere bağış usulüyle destek veren kitle fonlama yöntemleri, kullanıcıların katılımına açık özgür yazılım hareketi, hâlihazırda var olan kültürel üretimleri yeniden düzenleyerek sunan DJ'lik gibi paylaşıma yönelik örnekler, sosyal bir dönüşümün göstergeleri olarak okunabilir. Katılımcı ve paylaşımcı anlayış, tüketiciliğin edilgenliğinden üreticiliğin etkenliğine geçmeye ön ayak olur. Etken hale geçiş, aynı zamanda, kültürün ve bilginin üretiminin tek elde toplanmasına ve tek elden dağıtılmasına karşı da bir meydan okumadır. Böylesi bir meydan okumanın mevcut entelektüel mülkiyet anlayışına ters düşeceği aşikârdır. Entelektüel mülkiyet ise, müellifin, entelektüel üretimin ve entelektüel üretimi yayan ticari aracıların işlev ve konumlarının sorunsallaştırılmasını gerektiren tartışmalı bir alandır. Bu çalışmada, entelektüel mülkiyet tartışmaları, Foucault'nun "yazar nedir?" ve Tarde'ın "bir kitap nasıl üretilir?" soruları etrafında şekillenmiş, hukuki çerçeveden ziyade kuramsal çerçevede değerlendirilmiştir. Son olarak, çağdaş paylaşım kültürünü destekleyen örneklerin armağan kavramına mütakabiliyeti üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda, öncelikle Marcel Mauss'un, arkaik toplumda armağan üzerine yazdığı makale ve onu takip eden çalışmalar incelenmiş ve armağanın, değer, mübadele ve paylaşım açısından taşıdığı anlamların peşine düşülmüştür.