<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.14124/6564">
<title>ᗫiğer Kaynaklar</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/6564</link>
<description>Other Indexes</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.14124/10740"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.14124/10203"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.14124/10195"/>
<rdf:li rdf:resource="https://hdl.handle.net/20.500.14124/10194"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-17T05:45:38Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.14124/10740">
<title>Tümevarım Yöntemiyle Yazılmış Yabancılara Türkçe Öğretimi Kitabı: Inductive Turkish Lessons</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/10740</link>
<description>Tümevarım Yöntemiyle Yazılmış Yabancılara Türkçe Öğretimi Kitabı: Inductive Turkish Lessons
Işık, Halil İbrahim
“Inductive Turkish Lessons” Fred Field Goodsell tarafindan yazılmış ve American Board&#13;
tarafindan Harf Devrimi’nden bir yıl önce 1927 yılında İstanbul’da yayımlanmıştır. Kitabın yazılış&#13;
amacı ana dili İngilizce olan kişilere Türkçeyi öğretmektir. Bu çalışmanın gayesi yazar ve eser&#13;
hakkında bilgi vermenin yanı sıra kitapta uygulanan yöntem ve yöntemin nasıl uygulandığı&#13;
üzerinde durmaktır. Yeri geldiğinde de günümüzde yabancılara Türkçe öğretiminde en çok&#13;
bilinen ve kullanılan “İstanbul Yabancılar İçin Türkçe Ders Kitabı” ve “Hitit Yabancılar İçin Türkçe&#13;
Ders Kitabı” serileri ile karşılaştırma yapılacaktır.&#13;
Tümevarım yönteminin uygulandığı ve 144 sayfadan oluşan kitapta 60 ders bulunmaktadır.&#13;
Dersler şu şekilde anlatılmaktadır: Kitabın sol sayfasında dersin başlığı ve örnek cümleler verilir,&#13;
sayfanın altında ise kural öğretilir. Sol sayfada kullanılan dil tamamen İngilizcedir. Sağ sayfada&#13;
ise verilen İngilizce örnek cümlelerin Osmanlı Türkçesi ile yazılmış Türkçe karşılıkları&#13;
bulunmaktadır. Inductive Turkish Lessons kitabında dikkat çeken noktalardan biri hem İngilizceTürkçe, Türkçe-İngilizce sözlüğe hem de dil bilgisi terimleri sözlüğüne sahip olmasıdır. Sözlük&#13;
bölümündeki Türkçe kelimeler de Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Eserde dil bilgisi öğretimi&#13;
yapılmakla beraber Türkçe öğrenen yabancıların okuma becerisini geliştirmeye yönelik okuma&#13;
dersleri de mevcuttur. Günümüzde yabancılara Türkçe öğretimi kitaplarında edebî metinlerden&#13;
de faydalanılmaktadır. Inductive Turkish Lessons kitabında da şiir, hikâye ve mektup gibi edebî&#13;
metinler kullanılmıştır. Edebî metinler kullanılırken yine kitabın sol tarafinda İngilizce hâli sağ&#13;
tarafinda ise Türkçe hâli verilmiştir
</description>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.14124/10203">
<title>Enkazın İnkârı: Reşat Nuri Güntekin’in Değirmen Romanında Ulusal Alegori</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/10203</link>
<description>Enkazın İnkârı: Reşat Nuri Güntekin’in Değirmen Romanında Ulusal Alegori
Kaya, Neşe Pelin
Enkazın İnkârı: Reşat Nuri Güntekin’in Değirmen Romanında Ulusal Alegori Türkçede roman Tanzimat Dönemi’ndeki ilk örneklerinden itibaren modernleşme, bireyleşme, şehir ve milliyetçilikle paralel bir çizgide ilerlemiş form ve temalarıyla bu başlıkları kapsamı dahiline alarak yeniden üretmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi, Milli Mücadele ve Erken Cumhuriyet Dönemi’nde verilen roman örneklerinde Türkiye coğrafyasının dönüşüm ve uluslaşma sürecinin kurmacadaki temsillerini takip etmek mümkündür. Fredric Jameson tarafından 1986’da öne sürülen “ulusal alegori” tezi, çeperin dışında kalan üçüncü dünya/küresel güney ülkelerinde roman türünün tipik örneklerinin alegorik olduğunu iddia eder. Ulusal alegori tezine göre roman türünün ortaya çıktığı coğrafya dışındaki gelişmekte olan ülkelerde üretilen edebiyat eserlerinin içerikleriyle ulusal tarih ve toplumsal çatışmaların sembolüdür. Gregory Jusdanis ise “gecikmiş” toplumların modernleşme sürecinde yaşadıkları huzursuzluk nöbetine dikkat çeker ve edebiyat eserlerinin bu dönemeçte oynadığı rolü vurgular. Reşat Nuri Güntekin’in 1944’te yayımlanan Değirmen adlı romanı 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda yoksul bir Anadolu kasabasında ortaya çıkan bir deprem söylentisini mizahi bir dille ele alır. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde Anadolu’daki Sarıpınar kazasındaki bir gece aleminde devlet görevlilerin bulunduğu binanın çökmesinin büyük bir deprem felaketi olarak kayda geçtiği Kaymakam Halil Hilmi Efendi karakteri etrafında örülen anlatı, ulusun bütün yapıtaşlarını kapsayacak şekilde genişler. Bürokrasi değirmenini döndüren unsurların taşra ve merkezdeki temsilcilerinin ustalıkla ifşa ve hicvedildiği romanda anlatılan zelzele yalnızca kurmacanın değil aynı zamanda ulusun da yaşadığı kırılmaya işaret etmektedir. Çalışmada, Reşat Nuri Güntekin’in Değirmen romanı yayımlanma ve anlatı zamanının tarihi atmosferi kapsamında siyasal ve ulusal alegoriler bağlamında incelenecektir.
</description>
<dc:date>2024-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.14124/10195">
<title>Avrupa’da Bir Cevelan’ın Seyahat Rotası</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/10195</link>
<description>Avrupa’da Bir Cevelan’ın Seyahat Rotası
Zengin, Zeynep; Kaya, Neşe Pelin
Ahmet Mithat Efendi’nin 1899 yılında İstanbul’dan yola çıkarak Stockholm’de toplanan Müsteşrikler Kongresi’ne&#13;
yolculuğuna dair izlenimlerini kaleme aldığı Avrupa’da Bir Cevelan seyahat edebiyatımızın ö nemli eserlerindendir.&#13;
Eserde, yaklaşık ü ç buçuk ay sürecek seyahatin planlanma aşamasından başlayarak gezilen şehirler&#13;
ve kullanılan araçlara dair izlenimler ayrıntılı biçimde aktarılır. İstanbul’dan başlayan rota Marsilya, Lyon, Paris,&#13;
Kopenhag, Stockholm, Berlin, Köln, Cenevre, Montrö , Lozan, Zürih, Münih ve Viyana gibi Avrupa’nın birçok ö&#13;
nemli şehrinden geçerek yeniden İstanbul’a ulaşır. Okur, Ahmet Mithat Efendi’nin bir belgeselci hassasiyetiyle&#13;
kaleme aldığı gözlemleri sayesinde bu şehirleri bir Osmanlı aydının gözünden takip ederken aynı zamanda&#13;
tarihin belli bir dönemine de tanıklık etme imkânı bulur. “Avrupa’da Bir Cevelan’ın Seyahat Rotası” başlıklı bu&#13;
çalışmada Ahmet Mithat Efendi’nin seyahatinde kullandığı rota ve araçlar mekânsal beşeri bilimlerin imkânları&#13;
kullanılarak sayısallaştırılacak ve harita ü zerinde işaretlenerek görselleştirilecektir. Çalışmada, Ahmet Mithat&#13;
Efendi’nin Avrupa’ya dair olumlu ve olumsuz izlenimlerin de Avrupa’da Bir Cevelan’ın Seyahat Rotası haritası ü&#13;
zerinde görselleştirilmesi planlanmaktadır. “Avrupa’da Bir Cevelan’ın Seyahat Rotası” çalışması, Ahmet Mithat&#13;
Efendi’nin seyahatini mekânsal beşeri bilimlerin araçlarıyla değerlendirerek yeni bir bakışla incelemeyi amaçlamaktadır.; Ahmet Mithat Efendi’s “Avrupa’da Bir Cevelan” in which he writes about his impressions of his journey from İstanbul&#13;
to the Orientalist Congress in Stockholm in 1899, is one of the important works of our travel literature.&#13;
The book provides detailed impressions of the planning process of the journey, which is approximately threeand-&#13;
a-half- month long, including the cities visited and the modes of transportation used. The route starts&#13;
from Istanbul and passes through many significant European cities, such as Marseille, Lyon, Paris, Copenhagen,&#13;
Stockholm, Berlin, Cologne, Geneva, Montreux, Lausanne, Zurich, Munich, and Vienna, before reaches Istanbul&#13;
again. Thanks to Ahmet Mithat Efendi’s observations written with the sensitivity of a documentarian, the reader&#13;
has the opportunity to followthese cities throughthe eyes of an Ottoman intellectual, while at the same time&#13;
witnessing a certain period of history. In this study titled “The Travel Route of a Wandering in Europe”, the routes&#13;
and vehicles used by Ahmet Mithat Efendi during his journey will be digitised by using the possibilities of spatial&#13;
humanities and visualised by marking them on a map. . In the study, it is plannedto visualize Ahmet Mithat&#13;
Efendi’s positive and negative impressions of Europe on the map of The Travel Route of a Wandering in Europe.&#13;
The study”The Travel Route of a Wandering in Europe” aims to offer a new perspective on Ahmet Mithat Efendi’s&#13;
journey by evaluating it through the tools of spatial humanities.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="https://hdl.handle.net/20.500.14124/10194">
<title>Bireylik Yolculuğunda Evden Kaçan Kadın Karakterler</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/10194</link>
<description>Bireylik Yolculuğunda Evden Kaçan Kadın Karakterler
Kaya, Neşe Pelin
Türk edebiyatında romanın bir anlatı formu olarak ortaya çıkışından&#13;
itibaren kadın karakterlerin kurmacadaki temsili, kamusal alandaki görünürlükleriyle&#13;
paralel bir dönüşüm göstermiştir. Tanzimat edebiyatında&#13;
çoğunlukla evde, sokağa çıktığında gözetimde ve çoğunlukla bir taşıt içinde&#13;
resmedilen kadın karakterler nadiren tek başına maceraya atıldıklarında&#13;
erkek kılığına girer. Bu durum Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme&#13;
sürecinde değişime uğrayacaktır.&#13;
Osmanlı döneminde kız çocukları için eğitim sıbyan mektebiyle sınırlıyken&#13;
Tanzimat döneminde 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnâmesi sayesinde&#13;
devletin girişimiyle kadınlara özel ebe mektepleri açılmış, bunu daha&#13;
sonra kız öğretmen okulu izlemiştir. Bunların yanı sıra 1800’lü yıllardan&#13;
itibaren Tanzimat ve Islahat Fermanlarının neticesinde azınlıklar tarafından&#13;
açılan yabancı okullar eğitim vermeyi sürdürmüştür. Kız öğrenciler&#13;
değişen zihniyet sayesinde okulların dışında evde de özel dersler almıştır.&#13;
Gerek eğitim öğretim olanaklarının artması, gerekse matbuatın gelişmesiyle&#13;
artan yerli ve çeviri eserlerin evlere girmesiyle kadınların zihinsel&#13;
dünyalarındaki dönüşüm ve bireylik bilincinin gelişmesi başlamıştır.&#13;
Pierre Loti’nin Osmanlı’da Hariciye memuru Nuri Bey’in kızları olan&#13;
Zinnur ve Nuriye’nin hikâyesini anlatan Umudunu Yitirmiş Kadınlar (Les&#13;
Désenchantées) adlı romanı, kadın karakterlerin bireyleşme ve isyan yolculuğunun&#13;
önemli anlatılarından biri olarak ele alınabilir. Batılaşmayla&#13;
başlayan dönüşüme rağmen ne ev içi/aile hayatında ne de kamusal alanda&#13;
birey olarak kabul görmeyen kadın, varlığıyla duyuramadığı sesini yokluğunda&#13;
işittirmeyi dener. Birey olarak kendini var etmeye çalışan kadın karakterin girdiği çatışma, karşılarında duran patriarkal şiddet neticesinde&#13;
çoğu zaman doğrudan/dolaylı olarak boyun eğme, nadiren ise kaçışla&#13;
neticelenir. Romanın yayımlanmasının ardından Avrupa’ya kaçan Zinnur&#13;
ve Nuriye Hanımları ise kurmaca kadın karakterler izleyecektir. Sınırlı bir&#13;
çevrede yaşayan kadın için evden kaçış şehirden kaçışla aynı anlama gelmektedir.&#13;
Bu kaçış, kadın karakterin kendini var etme yolculuğunda ilk&#13;
adımdır.&#13;
Mütareke dönemini ele alan romanlarda yabancı okullarda eğitim gören&#13;
kadın karakterlerin kaçış arzusu Avrupa ve Amerika’ya yönelik iken&#13;
Millî Mücadele edebiyatıyla birlikte kaçış, Anadolu’ya yönelir. Cumhuriyet&#13;
dönemine gelindiğinde ise Anadolu’ya kaçan kadın karakterlerin yeni&#13;
kurulan toplumun inşasında aktif rol oynadığı görülür. Çalışmada, 1923&#13;
sonrası yazılan romanlar üzerinde, kadın karakterlerin kaçış hikâyeleri ve&#13;
kaçışın bireyleşme yolcuğunda oynadığı rol incelenecektir.; Since the emergence of the novel as a narrative form in Turkish literature,&#13;
the fictional representation of women characters has undergone a&#13;
transformation parallel to their visibility in the public sphere. In Tanzimat&#13;
literature, women characters were often depicted within the confines of&#13;
their homes, under surveillance when they ventured out into the streets,&#13;
and when they rarely embarked on adventures alone, they would often&#13;
disguise themselves as men. This situation would change during the modernization&#13;
process of the Ottoman Empire.&#13;
During the Ottoman era, girls’ education was limited to “Sıbyan Mektebi”&#13;
(Ottoman primary schools), but in The Tanzimat Era, thanks to the&#13;
state’s initiative through the 1869 Maarif-i Umumiye Regulation, special&#13;
midwifery schools for women were opened, followed by Girls’ Teacher&#13;
Schools. In addition to these, foreign schools opened by minorities in the&#13;
1800s, as a result of the Tanzimat and Reform Edict, continued to provide&#13;
education. Due to changing attitudes, female students also received private&#13;
lessons at home. With the increasing availability of educational opportunities&#13;
and the development of the press, the transformation in women’s&#13;
mental worlds and the development of individual consciousness began.&#13;
Pierre Loti’s novel “Les Désenchantées,” which tells the story of Zinnur&#13;
and Nuriye, the daughters of Nuri Bey, a foreign affairs officer in the Ottoman&#13;
Empire, can be considered one of the significant narratives of women&#13;
characters’ journey towards individualization and rebellion. Despite the&#13;
transformation initiated by Westernization, women, who were not recognized&#13;
as individuals either in domestic/family life or in the public sphere,&#13;
tried to make their voices unheard during their presence, loud with their&#13;
absence. The conflict faced by the female character attempting to establish&#13;
herself as an individual often results in submission, either directly or indirectly,&#13;
to patriarchal violence, rarely ending with escape. After the publication&#13;
of the novel, Zinnur and Nuriye Hanım who fled to Europe, will be&#13;
followed by fictional women characters. For a woman living in a restricted&#13;
environment, escaping from home means escaping from the city. This escape&#13;
is the first step in the female character’s journey to self-realization.&#13;
In novels that depict the Armistice period, the desire of female characters&#13;
educated in foreign schools is directed towards Europe and America,&#13;
but with National Struggle literature, the escape turns towards Anatolia.&#13;
In the Republican era, female characters who escape to Anatolia are seen&#13;
to play an active role in the construction of the newly established society.&#13;
This study will examine the escape stories of women characters and the&#13;
role of escape in the journey of individualization in novels written after&#13;
1923.
</description>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
