<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Tezler</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/6547</link>
<description>MSGSU Theses</description>
<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 23:49:12 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-09T23:49:12Z</dc:date>
<image>
<title>Tezler</title>
<url>https://acikerisim.msgsu.edu.tr:443/xmlui/bitstream/id/cfceb342-2214-4345-bf02-253c365d5587/</url>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/6547</link>
</image>
<item>
<title>Atık kumaş takviyeli şekil hafızalı polimer malzeme ile iç mekan LED aydınlatma aygıtı tasarımı</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/10567</link>
<description>Atık kumaş takviyeli şekil hafızalı polimer malzeme ile iç mekan LED aydınlatma aygıtı tasarımı
Beratoğlu, Tuğba
İç mekân donatı elemanı tasarımı için yeni nesil malzeme geliştirme faaliyetlerinin 21. yüzyılda arttığı gözlenmektedir. Geliştirilen malzeme türleri arasında yer alan akıllı malzemeler üstün özelliklere sahiptir. Önemli bir iç mekân donatı elemanı olan aydınlatma aygıtlarında sıklıkla tercih edilen metal veya cam gibi malzemelerle işlevsel ürünler elde etmek oldukça zordur. Buna karşın akıllı malzemeler çok yönlü çözümler üretmeye olanak sağlamaktadır. Bu nedenle çalışmada akıllı malzeme türleri arasında yer alan şekil hafıza özellikli termoplastik polimerler kullanılarak iç mekân LED aydınlatma aygıtı üretmek amaçlanmıştır. Tercih edilen akıllı malzeme ile fonksiyonel, enerji tasarrufu sağlayan ve çevreyi koruyan alternatif bir iç mekân LED aydınlatma aygıtı üretmenin mümkün olacağı varsayılmaktadır. Çalışmanın kapsamında atık kumaşlar, şekil hafıza özellikli polimerler, üç boyutlu baskı üretim teknikleri incelenmiş ve LED teknolojisi ile ilişkileri değerlendirilmiştir. Çalışmada nicel araştırma tekniklerinden deneysel yöntem kullanılmıştır. Deney çalışmalarında saf PLA, PETG, TPU, saf PLA/pamuk ve SAF PLA/kenevir malzeme kullanılmıştır. Elde edilen bulgularda görülmektedir ki; atık kumaşların geri dönüştürülerek kullanılması çevresel açıdan önemli olmakla birlikte, mevcut 3B baskı sistemlerine entegrasyonu için daha fazla laboratuvar araştırma ve geliştirme çalışmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışma, 3B baskıda akıllı malzeme kullanımını teşvik etmekte ve sürdürülebilir malzeme geliştirme alanında yeni araştırmalara zemin hazırlamaktadır. Sonuç olarak araştırmanın iç mekân LED aydınlatma aygıtı tasarımında yenilikçi malzemelerin tercih edilmesine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Tezin birinci bölümünde, çalışmanın amacı ve kapsamı açıklanmış; termoplastik polimer malzemelerle tasarlanacak iç mekân LED aydınlatma aygıtı çerçevesinde izlenecek yöntem ve araştırma süreci belirtilmiştir. İkinci bölümde, akıllı malzemeler, şekil hafızalı polimerler, atık kumaşlar, 3B/4B baskı teknikleri ve iç mekan LED aydınlatma teknolojisi gibi konular hakkında yapılan önceki çalışmalara yer verilmiş; literatür taraması doğrultusunda ilgili tanımlar ve teorik altyapı sunulmuştur. Üçüncü bölümde, çalışmada izlenen deneysel yöntem kapsamında kullanılan malzemeler (saf PLA, PETG, TPU, PLA/pamuk ve PLA/kenevir), üretim teknikleri ve test süreçleri açıklanmıştır. 3B baskı uygulamaları, malzeme hazırlığı ve üretim parametreleri ile birlikte detaylandırılmıştır. Dördüncü bölümde, deneysel uygulamalardan elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve karşılaştırmalı analizler yapılmıştır. Beşinci bölümde ise, çalışmanın genel sonuçları ortaya konmuş; malzeme seçimlerinin tasarım üzerindeki etkileri tartışılmış ve gelecekte yapılabilecek çalışmalara yönelik öneriler geliştirilmiştir.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.14124/10567</guid>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Müzelerde yer alan mekânsal tasarım sorunlarının örnekler üzerinden analizi</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/10566</link>
<description>Müzelerde yer alan mekânsal tasarım sorunlarının örnekler üzerinden analizi
Yalçın, Kerime Buket
İnsanlığın toplama eyleminden meydana gelen, uzun bir tarihsel gelişim süreciyle beraber günümüzün çok yönlü sosyal mekânlarına dönüşen müzeler, somut ve soyut kültürel mirasın koruyucusu olmanın yanında iletişimi sağlayan öğretici nitelikteki yapılardır. Müzeler, mimarisi, iç mekânları, algısal ögeleri, koleksiyonları, geçici ve kalıcı sergileri, yönetimsel oluşumları, politikaları, etkinlikleri ve sosyal yönleri ile çok boyutlu oluşumlardır. Bu tez dahilinde, çok boyutlu müzelerin iç mekânları ele alınmış ve günümüz müze yapılarının tasarım unsurlarına odaklanılmıştır. Çalışmanın kapsamı olarak belirlenen müze iç mekânlarını meydana getiren unsurların neler olduğu tanımlanmış, bu unsurların yanlış kullanımından kaynaklanan tasarım sorunlarının neler olabileceği ve ziyaretçi deneyimini nasıl etkileyebileceği sorgulanmıştır. Müzelerde yer alan tasarım sorunlarının ele alınan örnekler aracılığıyla saptanması ve bu tasarım sorunlarına yönelik öneriler sunulması, çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Müze mekânlarında karşılaşılan mekânsal tasarım sorunları ziyaretçi deneyimini olumsuz etkiler hipoteziyle başlanan çalışmada, farklı niteliklere sahip müze yapılarındaki mekânsal tasarım sorunlarının ele alınması öngörülmüştür. Müzelerde yer alan tasarım sorunlarının hangi kriterler üzerinden değerlendirileceği belirlenmiş ve konu başlıklarıyla yapılandırılmış olarak açıklanmıştır. Müze mekânlarını meydana getiren unsurlar ve tasarım sorunlarının bu unsurlar dahilinde inceleneceği altı başlık; mekânsal düzenleme sağlayan unsurlar, dolaşım ve yönlendirme unsurları, teknik sistem unsurları, sergileme unsurları, estetik ve duyusal unsurlar ile müze sosyal ve hizmet bölümleri olarak sınıflandırılmıştır. Teorik altyapının literatür taraması ile oluşturulduğu çalışmada, amaçlı örneklem seçme metodu kullanılmıştır. Örneklem olarak belirlenen müzelerin seçimi, farklı iç mekânsal nitelikler taşımaları ve koleksiyonları, sergileme yöntemleri, algısal ögeleri, dijital ve teknolojik yöntem kullanımları ve birçok başlıkta çeşitliliğe sahip olmaları göz önüne alınarak gerçekleştirilmiştir. Müzelerin farklı şehirlerde olmalarının yanı sıra ölçek ve hitap ettikleri bölgeye göre farklı olma kriterleri de göz önünde bulundurulmuştur. Bu doğrultuda güncel olarak müze işlevinde tasarlanan ve hitap ettiği alan bakımından bölgesel ölçekte nitelendirilebilecek Samsun Müzesi, atölye olarak tasarlanan, sonrasında işlev değişikliği ile müze olarak kullanılan, hitap ettiği bölge olarak yerel ölçekte değerlendirilebilecek Sivas Arkeoloji Müzesi, Cumhuriyet'in ilk plastik sanatlar müzesi olma özelliği taşıyan, ulusal ölçekli İstanbul Resim ve Heykel Müzesi örneklem olarak seçilmiştir. Örneklem olarak seçilen müze İmekânlarında yerinde gözlem yapılmıştır. Yerinde gözlem yapılması, nitel araştırma türlerinden örnek olay, saha taraması, gözlem ve görsel analiz türlerinin birlikte kullanımını gerekli kılmıştır. xii Birinci bölümde tez çalışmasının amacı, kapsamı, yöntemi açıklanmış ve hipotez ile araştırma sorularına yer verilmiştir. İkinci bölümde müzeyi anlamak ve günümüz müzeciliğinin geldiği noktayı nedensellikleri ile açıklayabilmek adına, müzelerin geçirdiği tarihsel süreç ele alınmıştır. İzleri antik dönemlere kadar dayanan müzeciliğin, günümüz dijital ve kompleks müzelerine dönüşümü incelenmiştir. Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi müzeciliği de gelişimsel açıdan ele alınmıştır. Müze türlerine ve müzelerin taşıdığı güncel işlevlere de çalışmaya altyapı oluşturmak amacıyla bu bölümde değinilmiştir. Müzeleri meydana getiren unsurların saptandığı ve ziyaretçi deneyimini etkileyebilecek unsurların belirlendiği üçüncü bölüm, bu unsurlar özelinde alt başlıklarla açıklamaların yapıldığı kısımdır. Tez çalışmasının ilerleyen bölümünde örneklem olarak belirlenen üç müzenin genel bilgileri de dahil olmak üzere yerinde gözlem ile elde edilen verileri sunulmuştur. Bu müzelerde yerinde gözlem ile saptanan tasarım sorunları üçüncü bölümde belirlenen başlıklar çerçevesinde açıklanmıştır. Çalışmanın son kısmı olan beşinci bölümde elde edilen bulgular özelinde değerlendirmeler ve kişisel deneyime dayanan analizler yapılmıştır. Ulaşılan sonuçta görülmüştür ki müze tasarımı, müze deneyimini doğrudan etkilemektedir. Sahip olunan koleksiyon kadar müzenin yapısı da müze ziyaretçisinin deneyimine katkı sağlamaktadır. Örneklem olarak seçilen müzelerde saptanan tasarım sorunları bağlamında genel öneriler sunularak tez çalışması tamamlanmıştır.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.14124/10566</guid>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Hangar yapılarında tesis yönetimi: YBM yaklaşımının potansiyelinin araştırılması</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/10565</link>
<description>Hangar yapılarında tesis yönetimi: YBM yaklaşımının potansiyelinin araştırılması
Köksal, Betül
Bu çalışma, havacılık sektöründe MRO Tesisi faaliyetlerine hizmet veren hangar yapılarının TY (Tesis Yönetimi) süreçlerini inceleyerek, YBM(Yapı Bilgi Modelleme)'nin bu süreçte sağlayabileceği katkıları ortaya koymayı amaçlamaktadır. MRO Tesislerinde yer alan ve çalışmanın konusu olan hangar tipolojisi; büyük açıklıklı strüktürü, çok işlevli mekan organizasyonu ve yüksek teknolojili ekipmanları ile bina tipolojileri içinde karmaşık bir bina tipi olarak kabul edilir. Bu sebeple hangarlar TY (Tesis Yönetimi) aşamasında da bina tipine özgü birtakım zorluklar barındırmaktadır. Araştırmada, farklı ülkelerde hangar projelerinde tesis yöneticiliği yapmış uzmanlardan oluşan uluslararası bir örneklem grubu ile çevrim içi bir mülakat yapılmıştır. Literatürde yer alan nicel veriler ile mülakat sonuçlarından elde edilen nitel veriler karşılaştırılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Mülakat bulguları, TY ekiplerinin proje sürecine erken aşamada ve kesintisiz biçimde dahil edilmemesi, projelendirme aşamasında gelecek senaryolarına yönelik planlamaların sınırlı kalması ve teslim aşamasında güncel-as-built dokümantasyonun eksik veya hatalı iletilmesinin, operasyonel verimliliği doğrudan olumsuz etkilediğini göstermiştir. YBM'nin disiplinler arası veri bütünlüğü, üç boyutlu modelleme ve dijital belge yönetimi yetkinlikleri sayesinde bu sorunları önemli ölçüde azaltabileceği vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, ISO 19650 standardında TY paydaşlarının rolünün açık şekilde tanımlanmamış olması, YBM tabanlı entegrasyonun kurumsallaşmasını güçleştiren yapısal bir boşluk olarak öne çıkmaktadır. Çalışma, YBM-TY entegrasyonunun yalnızca hangarlar için değil, büyük ölçekli yapılarda yaşam döngüsü verimliliğini artıracak stratejik bir yaklaşım olduğunu vurgulayarak bu doğrultuda daha kapsayıcı TY modelleri ile geniş ölçekli sektörel araştırmaların artırılması gerektiği yönüne dikkat çekmektedir.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.14124/10565</guid>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>BIM ile yapı malzemelerindeki gömülü karbonun hesaplanması ve karbon ayak izi yönetimi: Veri entegrasyonu ve optimizasyon yöntemleri</title>
<link>https://hdl.handle.net/20.500.14124/10564</link>
<description>BIM ile yapı malzemelerindeki gömülü karbonun hesaplanması ve karbon ayak izi yönetimi: Veri entegrasyonu ve optimizasyon yöntemleri
Özyalçın, Sümeyye
Nüfusun hızla artması ve doğal kaynakların hızla tükenişi gibi sebepler yapı sektöründe de önlemler almaya itmiştir. Yapıların çevresel etkileri, yalnızca kullanım sürecindeki enerji tüketimiyle sınırlı kalmamakta; yapı malzemelerinin üretiminden, taşınmasına, inşaat sürecine, yapı ömrü boyunca bakım ve onarıma, nihayetinde yıkım ve geri dönüşüm aşamasına kadar geçen tüm yaşam döngüsü boyunca ortaya çıkan gömülü karbon emisyonları da önemli bir rol oynamaktadır. Bu gömülü karbon, yapıların toplam karbon ayak izinin önemli bir bölümünü oluşturmakta olup, özellikle sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmak isteyen projelerde kritik bir parametre haline gelmiştir. Bu bağlamda, gömülü karbonun doğru bir şekilde hesaplanması ve yönetilmesi, sürdürülebilir yapı tasarımının ve çevre dostu inşaat uygulamalarının temel bileşenlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Günümüzde Yapı Bilgi Modellemesi (BIM) teknolojisi, yapı süreçlerinin dijital ortamda modellenmesi, analiz edilmesi ve yönetilmesini mümkün kılarak, çevresel etki değerlendirmelerinde güçlü ve etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. BIM, malzeme bilgilerini, geometrik verileri ve performans ölçümlerini entegre ederek, tasarımcıların ve mühendislerin yapıların yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerini detaylı biçimde incelemelerine olanak sağlar. Bu sayede, gömülü karbon gibi karmaşık veriler de süreçlere dahil edilerek, daha bilinçli ve sürdürülebilir kararlar alınabilir. Bu çalışmanın temel amacı, yapı malzemelerinin gömülü karbon değerlerinin BIM tabanlı yazılımlar aracılığıyla sistematik ve otomatik biçimde hesaplanmasını sağlayacak kapsamlı bir yöntem geliştirmek ve bu yöntemin karbon ayak izi yönetiminde nasıl etkin biçimde kullanılabileceğini ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında öncelikle gömülü karbon ve karbon ayak izi kavramları ile günümüzde kullanılan mevcut hesaplama yöntemleri detaylı olarak incelenmiş; ardından bu hesaplama süreçlerinin BIM ortamına entegrasyonu değerlendirilmiştir. Revit ve Dynamo gibi ileri seviye BIM yazılımları kullanılarak, malzeme verilerinin dinamik olarak güncellendiği, yeni malzeme kütüphanelerinin oluşabildiği, yapı bileşenlerinin gömülü karbon değerlerinin sayısal olarak izlenebildiği parametrik ve kullanıcı dostu bir hesaplama sistemi geliştirilmiştir. Geliştirilen bu sistem, farklı malzeme senaryoları karşılaştırmalı analizler yaparak, gömülü karbonun tasarım sürecindeki etkisini kapsamlı bir şekilde ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonucunda, tasarımın erken aşamalarında alınan kararların yapıdaki toplam karbon emisyonunu önemli ölçüde etkilediği, dolayısıyla gömülü karbonun operasyonel karbonla birlikte bütüncül ve entegre bir yaklaşımla ele alınması gerektiği vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik stratejilerin daha etkili uygulanmasını mümkün kılmaktadır. Sonuç olarak, bu tez hem akademik araştırmalar hem de yapı sektörü profesyonelleri için karbon azaltımına yönelik dijital temelli çözüm önerileri sunmakta ve BIM teknolojisi ile sürdürülebilir tasarım arasında etkili bir köprü kurmaktadır. Böylelikle, yapı sektöründe çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada önemli bir adım atılmış olmaktadır.
</description>
<pubDate>Wed, 01 Jan 2025 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">https://hdl.handle.net/20.500.14124/10564</guid>
<dc:date>2025-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
