Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi
Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.MSGSÜ'de Ara
Safevî-Babürlü siyasi-askerî ilişkileri
Özet
Safevî-Babürlü münasebetleri Babürlü tarafında Evrengzîb'in (1658-1707) saltanatının başları ile Safevî cephesinde Şah II. Abbas'ın vefatına kadar (1666) sıklıkla devam etmiştir. İlişkilerin ilk evresinde Şah İsmail (1501-1524) ile Babür'ün (1526-1530) Özbeklere karşı ittifakı görülmektedir. Bu müttefikliğin kurulmasında Timur'un soyundan olması hasebiyle Babür'ün Semerkand'ın ata toprağı olarak görmesi etkili olmuştur. Tarafların güç birliği Özbekleri başlangıçta mağlup etse de devamında Semerkand ile çevresinde halk ile yaşanan mezhepsel anlaşmazlıklar ve ittifaktaki askerî-diplomatik bozukluklar Babür'ün bölgedeki hâkimiyeti kaybetmesine neden olmuştur. Bundan sonraki süreçte taraflar arasında münasebetlerin odak noktası iki devletin sınır hattında bulunan Kandahar şehri olacaktır. Şehir 1537 ile 1649 yılları arasında iki taraf arasındaki mücadelelerde sıklıkla el değiştirdi. 1649'de Şah II. Abbas şehri nihaî olarak topraklarına kattı. Bundan sonra Babürlüler 1654'e kadar buraya aralıklarla seferler düzenlese de bir başarı elde edemediler ve böylece tarafların Kandahar mücadelesi son bulmuş oldu. 1730 yılına gelindiğinde ise Safevî Devleti merkezi anlamda çökmüştü ve ülke Afgan istilası altındaydı. Bu dönemde ülkeden Afgan kabilelerini çıkaran saltanat naibi Nâdir Kuli bu toplulukların Kandahar üzerinden Babürlü sınırlarına giriş yaptığını öğrendi ve taraflar arasında son kez diplomatik temaslar kuruldu. Bu münasebetlerden kısa süre sonra, 1736'da Safevî Devleti yıkıldı ve Nâdir Kuli, Afşarlı (1736-1804) adını taşıyan kendi hanedanını kurarak Babürlüler ile ilişkilerini sürdürdü. Safevî-Babürlü ilişkilerine doğal olarak çevre devletler de etki etmiştir. Bunların başında Buhara Hanlığı yani Özbekler gelmektedir. Buhara Hanlığı, Babür'ün Maveraünnehir'de hâkimiyet kurma sürecinde doğrudan rakibiydi. O, bu yüzden onlara karşı müttefik olarak Safevîleri seçmişti. Buhara Hanlığı, Safevîler için de Horasan'da tehdit unsuruydu. Zira sıklıkla Özbekler buraya yağma nitelikli akınlar düzenliyordu. Bu sebeplerden dolayı taraflar ittifak kursa da üst kısımda da anlatıldığı gibi bir başarı elde edemedi. Daha sonra Babürlüler, Hindistan'da hâkimiyet kurunca ve Kandahar için Safevîler ile mücadeleye girişince Özbekler ilişkilerde dinî faktörü kullanmaya başladı. Buna binaen Buhara Hanlığı, Safevîlere karşı Babürlülerden Sünnî ittifakı kurmayı talep etmişti. Lakin bu teklif kabul görmedi. Aynı düşünceleri Safevîlere karşı Osmanlı Devleti de taşımıştı. Bunun için Osmanlılar, Babürlülere gönderdiği elçiliklerde Sünnî birliği vurgusu ile İran'ın ortadan kaldırılmasını teklif etti. Sonuç olarak aynı talep yine Babürlüler tarafından reddedilmişti. Tarafların ilişkilerin etki eden diğer bir unsur Dekken Sultanlıkları idi. Görece her iki devletten güç bakımından zayıf olan bu topluluklar bazen Safevîlerin bazen de Babürlülerin gücü altında bir vassal gibi hareket edip mezhepsel siyasetler ile taraf seçiyorlardı.
Koleksiyonlar
- Doktora Tezleri [824]















