Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi
Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.MSGSÜ'de Ara
Batı Anadolu beyliklerinin hristiyan dünyası ile diplomatik ve siyasî ilişkileri
Özet
Batı Anadolu beyliklerini kuran Türkmenler Bizans'ın doğu sınırını oluşturan Selçuklu uç bölgesinin ötesindeki toprakları fethederek 1071'de başlayan Anadolu'nun İslâmlaşma sürecini tamamladılar. Bu fetih hareketi ilk bakışta 1261'de Makri/Fethiye'nin ele geçirilmesiyle başlar görünmesine rağmen tarihsel süreç içinde yaşanan bazı duraksamalara rağmen daha gerilere kadar uzanmaktadır. Türkmenler I. Haçlı Seferi ile Anadolu'nun batı kıyılarında tutundukları veya ele geçirdikleri merkezleri terk ederek Orta Anadolu'nun içlerine kadar gerilediler. Ancak burada öyle sağlam yerleştiler ki Rumların (Doğu Roma/Bizans'ın) onları buralardan çıkartmak için siyasî-ekonomik ve askerî açıdan güçlü olması gerekiyordu. XI-XIII. yüzyıllardaki Bizans'ın ana hedeflerinden ilki Anadolu'daki kıyı bölgelerini ve hinterlandını elde tutmak üzerine kuruluydu. Türkiye Selçukluları, 1204'te IV. Haçlı Seferinin ardından Bizans'ın parçalanmasıyla bölgenin fethi için ciddi bir fırsat yakalamalarına rağmen Rumlar Batı Anadolu'da oldukça sağlam şekilde tutunmuşlardı. Fakat bu durum Türkmen akınlarının engellenmesi için yeterli olmadı. İznik Rum İmparatorluğu, 1261'de Konstantinopolis/İstanbul'u Latinlerden geri alarak Bizans'ı yeniden kurdular. Ancak imparatorluğun bu tarihten sonra ilgisini Doğu sınırlarından Balkanlara yoğunlaştırmasıyla birlikte Batı Anadolu'da zayıflayan Bizans mevzilerini Türkmenler teker teker ele geçirdiler. XIV. yüzyıla girilirken artık Batı Anadolu Beylikleri kuruluşlarını tamamlamış siyasî teşekküller olarak Adalar Deniz'i ve Doğu Akdenizde boy gösterdiler. 1291'de Akkâ'nın düşmesiyle beraber Yakındoğu'daki ticarî merkezlerini kaybeden Latinler bu sefer Altınorda Hanlığı ve ona bağlı hinterlantta gelişen ticaret yollarını kontral etmenin yollarını aradılar. 1204'te Bizans'ın yıkılmasıyla Adalar Deniz'indeki birçok yeri ele geçiren Latinler Karadeniz'den Doğu Akdeniz'e ve Mısır kanalıyla Avrupa'ya açılan Hint Okyanusundaki ticarette kontrolü sağlamaya çalıştılar. Batı Anadolu beyliklerinin tarihî rolü kurdukları donanmalarıyla Karadeniz ile Doğu Akdeniz havzası arasında bağlantı yolu olan Adalar Deniz'inde Latin çıkarlarını tehdit etmeleriyle başlamaktadır. Öyle ki Latinler 1334'te Edremit'te Karasi/Karesi donanmasını 1344'te Umur Bey liderliğindeki Aydınoğulları donanmasını imha ettiler. Beyliklerin kuruluşlarını yeni tamamladığı sırada ard arda gelen bu iki saldırı Adalar Deniz'indeki Türk-İslâm varlığının bir süre zayıflamasına neden oldu. Buna rağmen bir asır sonra bir başka Türkmen kökenli devlet olan Osmanlılar hem Karadeniz'de hem de Doğu Akdeniz'deki Latinlerin siyasî ve ticarî üstünlüğüne son verecektir. Şüphesiz ki Osmanlıların donanmlarının ilk temelleri Batı Anadolu beyliklerinden devralmışlardı. Batı Anadolu beylikleri sadece Adalar Deniz'inde değil zaman zaman Adriyatik Denizi civarında ve Mora Yarımadası'ndaki sularda da akınlarda bulunuyorlardı. Onların bu faaliyetleri yanlış bir şekilde korsanlık olarak nitelendirilmektedir. Ancak söz konusu dönemde sadece Batı Anadolu beylikleri değil Venedik, Ceneviz gibi İtalyan cumhuriyetleri ile Rodos'a yerleşen Saint Jean/Hospitalier Şövalyeleri de korsanlık faaliyetlerinde bulunuyorlardı. Hatta İmparator VIII. Mikhail Palaiologos, böyle korsanları kiralayıp Adalar Deniz'inde hâkimiyetini genişletmeye çabalıyordu. Batı Anadolu beyliklerinin denizlerdeki gazalarının korsanlık olarak adlandırılması bölgenin siyasî şartlarının iyi analiz edilmemesinden kaynaklanmaktadır. Denizci gazi beyliklerin yaptıkları akınlarla ganimet elde ettikleri bilinmektedir; ancak söz konusu bölgedeki yerel hâkimlerin de kârlı bir iş olarak bu tür faaliyetlerde bulundukları göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur. XIV. yüzyıl Akdeniz havzasının Doğu'sunda meydana gelen olayların belirlenmesinde Batı Anadolu beylikleri kısa süren ömürlerine rağmen dikkate alınmaları gereken önemli birer siyasî yapılar olarak tarihteki yerlerini almış, ardında da yıkılmışlardır.
Koleksiyonlar
- Doktora Tezleri [824]















