Abstract
İşçi pazarları, işçilerin beden gücünü kullanarak güçlerini belli bir ücret karşılığında satmak amacıyla günün belirli saatlerinde veya gün boyunca bekledikleri mekânlardır. Bu pazarlar yalnızca Türkiye'ye özgü olmayıp ABD, Güney Afrika, Japonya gibi birçok ülkede yaygın bir işgücü piyasası türüdür. İstanbul'daki işçi pazarlarında 1990'ların başlarına kadar sadece yerli işçiler (Türk, Kürt, Arap, Roman) beklerken, 1990'lardan itibaren Azerbaycan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, Romanya, Afganistan, Özbekistan, Türkmenistan, Suriye, Nijerya, Somali ve Sierra Leone gibi ülkelerden düzenli ve düzensiz göçmen işçiler de bu pazarlara dahil olmaya başladı. Birçok ülkede gündelik işçiler, formel ve/veya enformel yerlerde beklerken, İstanbul'da ise sadece enformel yerlerde bekler. İşçiler, açık mekânlarda (meydanlar, cadde ve sokak köşeleri, cami ve işyerlerinin önleri, parkların içi ve köşesi vb.) ve kapalı mekânlarda (çay ocakları, kahvehaneler vb.) bekler. Gündelik işçiler genellikle inşaat, kömür taşıma, bostan ve bahçe bakımı, tersane, ev ve esnafların yüklerini taşıma işlerinde çalışır. Büyük çoğunluğu, sosyal güvenceden yoksun, ağır koşullar altında ve yoğun emek sömürüsüne maruz kalır. Cumhuriyet döneminden günümüze İstanbul'un göç, nüfus, konut ve ekonomik yapısında yaşanan dönüşüm, gündelik işçilerin sayısında yüksek bir artışa neden oldu ve pek çok işçi pazarının ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Nitekim, 2021-2022 yılları arasında İstanbul'un 39 ilçesinde gerçekleştirdiğim saha araştırmasında, toplamda 116 işçi pazarının bulunduğunu tespit ettim. Bu çalışmada, söz konusu 116 işçi pazarının dökümünü çıkarıp haritalandırmasını yapacağım. Ayrıca, işçi seçimi, istihdam alanları, çalışma koşulları, dışlanma pratikleri, ücret piyasası, tasarruf süreçleri, COVİD-19 salgının etkileri, iş kazaları gibi hususları ele alacağım. Böylece, İstanbul'daki işçi pazarlarının zaman içindeki dönüşüm örüntülerini ortaya koymayı hedefliyorum.