Özet
2015 yılında Diyarbakır'ın tarihî Suriçi bölgesinde yaşanan yıkımın ardından başlayan kentsel dönüşüm süreci, tekil bir fiziksel yenileme girişimi olarak değil; mekânsal, toplumsal ve kültürel düzeylerde etkileri bulunan çok katmanlı bir müdahale süreci olarak değerlendirilmektedir. Özgün taş mimarisi, dar sokakları ve avlulu konut tipolojisiyle dikkat çeken Suriçi bölgesi, bu süreçte yalnızca mekânsal yapısı bakımından değil; mülkiyet ilişkileri, tarihî süreklilik ve kentsel hafıza açısından da derin bir dönüşüm geçirmiştir. Çalışmada, travma sonrası kentsel doku yenilemesi bağlamında ulusal ve uluslararası örnekler incelenmiş; morfolojik analiz, tipolojik değerlendirme ve dokümantasyon süreçleri üzerinden Suriçi'nde uygulanan yöntem değerlendirilmiştir. Uygulama alanı olarak seçilen Hasırlı Mahallesi, ilk dönüşüm uygulamalarının gerçekleştirildiği ve geleneksel doku ile en belirgin kopuşun yaşandığı alan olması nedeniyle detaylı biçimde analiz edilmiştir. Alan çalışmasında tarihî ve güncel haritalar, hava fotoğrafları, planlar ve yerinde gözlemler kullanılmış; yapı ve kent ölçeklerinde karşılaştırmalı değerlendirmeler yapılmıştır. Elde edilen bulgular, yenileme sürecinde inşa edilen yapıların çoğunlukla standartlaşmış konut tipolojileriyle yeniden üretildiğini ve bu yapıların yerel yaşam biçimleriyle uyum göstermediğini ortaya koymaktadır. Kamulaştırma politikaları sonucunda mülkiyetin el değiştirmesi, mahalle sakinlerinin kentle olan tarihî bağlarını zayıflatmış; kullanıcıların yeni mekânlarda kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çeşitli fiziksel müdahalelere yöneldiği gözlemlenmiştir. Bu durum, mekânsal yabancılaşma kadar sosyal aidiyetin de zedelenmesine yol açmıştır. Travma sonrası gerçekleştirilen kentsel müdahalelerin, özellikle köklü toplumsal ilişkiler ağına sahip ve tarihî katmanları yoğun olan yerleşim alanlarında, beklenen sonuçları vermekte zorlandığı, literatürde sıkça vurgulanan bir olgudur. Fiziksel yenilemenin tek başına toplumsal iyileşmeyi sağlayamaması, bu tür süreçlerin karmaşık ve çok katmanlı doğasına işaret etmektedir. Bu bağlamda, Suriçi bölgesi örneği; yıkım sonrası dönemde uygulanan kentsel müdahalelerin sınırlarını ve sosyo-kültürel etkilerini ortaya koyan anlamlı bir örnek teşkil etmektedir. Sonuç olarak, bu tez; Diyarbakır Suriçi bölgesinde yürütülen kentsel dönüşüm sürecini yalnızca fiziksel yenileme olarak değil, aynı zamanda kentsel hafızanın, toplumsal ilişkilerin ve mekânsal aidiyetin dönüşümü olarak ele almaktadır. Çalışma, yıkım sonrası müdahalelerin yalnızca yapı ölçeğinde değil; sosyal ve kültürel boyutlarda da ele alınması gerektiğini savunmakta; koruma, katılım, esneklik ve belgeleme temelli bütüncül yaklaşımların önemine dikkat çekmektedir.