Özet
Tüm insanlığa ait olan kültürel miras değerlerinin, hızlı kentleşme ve küreselleşme
sürecinde tahribatının artması ve giderek yok olması ile korunması gerekliliği ortaya
çıkmıştır. Bir toplumun sahip olduğu miras değeri, sadece o ülkeye ait değil, tüm
dünyanın sahip olduğu ortak bir evrensel değerdir ve bu yüzden toplumlar ve
devletler, sahip olduğu değerleri koruyarak gelecek kuşaklara aktarmakla
yükümlüdür.
Miras değerlerini korumada pek çok araçtan biri olan kültürel rotalar, yörenin sahip
olduğu doğal peyzaj, gelenekler, yaşam biçimi, tarihi ve mimari değerler gibi miras
öğelerinin seyahatler aracılığıyla ve yürüme deneyimi ile keşfini sağlamaktadır. Bu
seyahatler, aynı zamanda kırsal alanda yaşayan insanların sosyal ve ekonomik açıdan
kalkınmasına katkı sağlamaktadır. Kültürel mirasın güzergahlar aracılığıyla bütüncül
bir şekilde algılanması ve kültürel diyaloğu temsil ettiği görüşü ile uluslararası
kurum ve kuruluşlar bu konuda pek çok çalışma yapmakta, yapılacak rotalar için
uluslararası ölçekte konferans, anlaşma ve tüzüklerle kararlar alınmaktadır.
Bir bölgede gerçekleşen turizm faaliyetleri, kısa ve uzun vadede en yakından yerel
halkı etkilemekte ve bu sebeple, alınacak kararlar ve uygulanacak projeler konusunda
yerel halkın bilgilendirilmesi, onların desteğinin alınması ve sürece aktif katılımının
sağlanması gereklidir. Bir kültür rotasının oluşturulmasında, araştırma, planlama,
işletme, takip gibi süreçlere, kırsal alanda yaşayan nüfus dahil edilerek, yerinde
istihdam, eğitim, sosyalleşme, bilgi ve deneyim paylaşımı gibi toplumsal ve
ekonomik konularda kalkınma sağlanması mümkün olmaktadır.