Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi
Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.MSGSÜ'de Ara
Modern mimarlıkta doğadan etkilenen form ve geleceğe yönelik yaklaşımlar
Özet
Tarihsel süreç olarak insanoğlunun mekân olgusu, öncesinde korunma ve barınma gereksinimini hissetmesi ile başlar. Topluluklar halinde yaşamayı öğrenen insanoğlu, barınma gereksinimi ile birlikte doğadaki oluşumları gözlemlemiş, salt doğadan elde ettiği malzemeleri kullanmamış aynı zamanda bilinçli ya da bilinçsiz doğadaki yapılaşmaları gözlemleyerek ya da taklit ederek ilk yapı tekniklerini geliştirmeye başlamıştır.İnsan, süreç içerisinde mekânı, kendine özgü kültürel, fonksiyonel, teknik ve farklı zevklerde yaratmıştır. Bununla birlikte mimarlık kavramı da tarihin her döneminde önemli olmuştur. Mimarlık ve mekân olgusuna yön veren coğrafi, iklimsel ve kültürel etkilerin, dönem ve sürecine göre değişik tarihlerde de siyasi, ekonomik ve dini kavramların mimariye yön vermesinin yanı sıra zaman süreç ne olursa olsun yapılardan örnekleme yapıldığı zaman doğanın yansıması ve etkisi görülmektedir. Bu yansımalar strüktür, form, malzeme, doku ve renk gibi detaylarla ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada; kronolojik sıralamada ilerlemek ve karşılaşılan mimari ve mekân konusundaki süreç, geçmişten beri çağın sorunlarına ve temel kaygılarına çözüm bulmak, insan için gelişmiş, ilerlemiş bir çevre beklentisiyle yeni ve daha iyi bir toplum ve ona ait bir mekânsal kurgular geliştirmek için çalışılmıştır. Bu anlamda hızla gelişen bilim ve teknolojinin, mimarlığı tasarım sürecinden, malzemeye ve yapım sistemlerine kadar pek çok farklı boyutta etkilediği; özellikle gelecek üzerine düşünsel üretimi içeren deneysel mimarlık örneklerinin gerçekleşmesine olanak tanıyan bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.Doğanın bünyesinde bulundurduğu ön görülmeyen rastlantısal geometrik yapılanmalar ve bunların kaynağındaki matematiksel yapı üzerine örneklemeler yapılmıştır. Araştırma sürecinde bu yapılanmalar bilimsel olarak altın oran, fraktal geometri ve 1990'lardan bu yana ?doğadaki yapılaşmalardan ve oluşumlardan öğrenilmiş/esinlenilmiş/modellenmiş/uyarlanmış ya da uygulanmış? tasarımlar ?biyomimesis? (biyos-hayat ve mimesis-taklit etmek) kavramlarıyla anlaşılmaya çalışılmıştır. Benzer şekilde ?biyomimikri?, ?biyomimetik?, ?biyognosis? ve ?biyonik? terimleri de farklı disiplinlerde aynı biçimde ?doğadan öğrenerek? alternatif olarak mimari yapılarda görülmektedir. Birçok tasarımcı bilimsel ve matematiksel kurallardan referans alan, doğa ile benzeşen ya da stilize edilen formlar vermişlerdir.Şüphesiz ki, mimarlığın doğa bilimlerine olan ilgisi yeni değildir. Vitruvius'tan bu yana, mimarlık doğadaki farklı imajlarla farklı şekillerde ilgilenmiş, metaforik ilişkiler kurulmuştur. 19. yüzyıldan itibaren, biyolojinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkması ve doğaya dair bilimsel açıklamaların gelişmesiyle mimarlığın daha öncesinde doğayı "taklit etme" şeklindeki ilgisi, doğayı açıklayan kanunlara ve bilimsel açıklamalara yönelik olmuştur. Doğa bilimsel bilgi ile kurulan bu metaforik ilişki, mimarlık tarihinin farklı dönemlerinde farklı odaklanmalarla günümüze değin devam etmiştir. Sahip olduğu devrimsel, yenilikçi, evrensel, nesnel olma özellikleriyle doğa bilimsel kavramlar, teoriler, metotlar, mimarlar için kendi bilgi alanının sorunlarına çözüm bulmak yolunda potansiyel kaynaklar olarak görülmüştür. Sözgelimi, 20. yüzyılın başı, söz konusu ilgi odaklanmasının en yoğun şekilde yaşandığı dönemlerdendir. Bu dönemde doğa bilimsel bilgi, mimarlıktaki, tüm dünyayı, yaşantıyı organize edecek, devrimsel nitelikteki "yeni bir mimarlık" inşa etmek savını meşru kılmakta ve bu mimarlığın karakterini belirlemede en önemli araç olmaktadır.Doğa bilimleri ve bilgi teknolojilerindeki gelişmeleri mimarlıkla bütünleştiren matematik, fizik, kimya, biyolojiden referans verilen bilimsel disiplin ve alanlar arasında ileri matematik, kompleks algoritma bilgisi, genetik mühendisliği, klimatoloji, hücre fizyolojisi, astronomi, mikro elektronik, bilgisayara dayalı programlama, bilişim teknolojileri ve nano teknoloji gibi dallar yer almaktadır. Bu ilişkiler sayesinde yeni mimari tasarım teknikleri doğmakta, özgür formlar uygulama olanağı bulmakta, yeni malzemeler ve teknolojilerle yapılar tasarlanabilmektedir.Tüm bunların ışığında araştırmanın genel içeriği, tarihsel süreç içerisinde mimari eserlerin tasarımda etken olarak taşıdıkları değerler açısından, doğadaki formların ve temel geometrik formların irdelenmesidir. Bu kapsam içerisinde formun genel tanımı doğrultusunda, mimari forma geçilmesi, formu oluşturan etkenlerin yetkinliklerine göre sıralanması öngörülmüş, tarihsel süreç içerisinde karşımıza çıkan çeşitli örneklerle form olgusuna bir giriş yapılmaya çalışılmıştır.Bu çalışmada; mimarlık ve mekân olgusu geçmişten günümüze gelen akımlar ve dönemler irdelenerek günümüz dünyasında modern mimarlık kavramı ve doğanın tasarıma etkisi ve geleceğe yönelik yapılan çalışmalar, deneysel tasarımlar örneklenmiştir. Araştırma bünyesinde yeni bilim ışığında gizemleri çözülen doğanın karmaşık yapısı incelenirken, doğadaki yapılaşmalardan ve oluşumlardan öğrenilmiş/esinlenilmiş/modellenmiş/uyarlanmış ya da uygulanmış tasarımlar ve bunun nasıl mimari karşılıkları doğurabileceği yönünde örneklemeler yapılmış ve geleceğe yönelik yaklaşım olarak ?doğadan etkilenen form?a deneysel, ütopik ve uygulanmış mimari çalışma örnekleri verilmiştir. Bu deneysel modeller araştırma içerisinde irdelenirken, yeni bir mimarinin nasıl olabileceği konusunda ancak yorumlar yapılmış ve belirli bir yönün çizilmesine çalışılmıştır.
Koleksiyonlar
- Yüksek Lisans Tezleri [4207]















