Özet
Osmanlı idaresinin, 15. yüzyıl başlarında Avrupa'ya açılan önemli bir kapısını temsil eden Üsküp şehri, fethedildiği dönemden itibaren yapılan çok sayıdaki imar faaliyeti ile farklı bir çehre kazanmıştır. Üsküp'ün bu dönemlere ait mimarisiyle ilgili yeterli sayıda çalışma mevcut olsa da, konuyu şehir merkezinin, şehircilik açısından nasıl bir gelişim izlediğini ele alan detaylı bir çalışma mevcut değildir.Çalışmamızda, Üsküp'ün, Osmanlılar tarafından fethedildiği 1392 yılından, 17. yüzyıl sonlarına kadarki şehirleşmesi, nüfusta meydana gelen değişiklikler, mahalle oluşumları, bunlarla birlikte mahallelerin oluşumunu sağlayan vakıf çerçevesi içersinde kurulmuş ve inşa edilmiş çok sayıda vakıf eserleri ele alınmıştır.Üsküp'te mevcut olan ve Osmanlı'ya ait eserlerden, ayakta kalmayı başarmış ya da onarılarak tekrar hayata kavuşmuş olanlar, çoğunlukla 15. ve 16. yüzyıllarda inşa edilmiş camiler ve diğer anıtsal yapılardır. 1555 ile 1963 yılında meydana gelen şiddetli depremler, 1689 yılında Avusturya birliklerinin işgali ile I. ve II. Dünya Savaşları, şehrin Osmanlı çehresini büyük ölçüde tahribata uğratmıştır. 20. yüzyılda da Osmanlı eserlerinin ülke idaresinde bulunan farklı yönetimler tarafından sistematik bir şekilde yok edilmesiyle bu yapıların önemli bir kısmı ortadan kalkmıştır.Osmanlı tarihine ve şehir dokusuna ait izleri taşıyan bu yapıların maruz kaldıkları onca felaket ve darbelere rağmen, özellikle 15. 16. ve 17. yüzyıllarda büyük gelişim gösteren Üsküp şehrinin çarşı dokusuyla birlikte mevcut olan bu eserler, şehrin önemli bir bölümünde Osmanlı dokusunun hala hayatta kalmasını sağlamışlardır. Bu bakımdan Üsküp muhafaza edilmiş Osmanlı şehri dokusuyla şehircilik açısından incelenmeye değer bir örnektir.Anahtar Kelimeler: Osmanlı İdaresi, Üsküp, İmar Faaliyetleri, Şehircilik, Nüfus, Mahalle Oluşumları, Vakıflar, Osmanlı Eserleri, Osmanlı Dokusu, Mimari Eserler