Özet
Bir şehir yapılan îte yaşar, insanları ile yaşatılır. Yapılar, sahip oldukları mimari ile şehre, içinde yer alan fonksiyon üe insanlara aittirler. Üstelik bir yapı, opera ve konser salonu gibi sanatın profesyonel ortam bulduğu ve paylaşıldığı bir mekansa şehir ve insanları için önemi bir kat daha artmaktadır. Bu yapılar, içinde bulundukları şehir için sanatsal bir kimlik taşımaktadır ve gerek mimari ifadesiyle etkili, gerekse teknik yönüyle doğru çözümler içeren birer yapı olmaları gerekir. Yapı, sadece duysal ve görsel olarak etkili olmayıp, aynı zamanda gereken diğer bütün teknik sistemlerin bir bütün olarak sağlıklı bir şekilde çalıştığı mekanizmaya dönüşmelidir. Tıpkı bir makina gibi bütün parçalarıyla kusursuzca işleyebümelidir. Bunun için, mimarın, akustik tasarımcısının, ve elektrik mühendisinin daha şemanın başmda ortak bir şekilde çalışmaya başlaması gerekir. Ancak, tasarladığı mekanda etkinin nasıl olacağını ortaya koyan mimar okluğu için, mekandaki ışıktan ve ışıksızlıktan sorumlu kişi de odur. Opera ve konser salonları gerek mimari, gerekse teknik açıdan bir ofis, bir alışveriş merkezi veya bir konuttan oldukça farklı bir yapıdadır. Doğal olarak, farklı aydınlatma sistemleri gerektirir. Bu yapılar, içinde yer alan mekanlarla çok işlevli olarak çalışmaktadır. Fuaye mekanı, aynı zamanda sergi amaçlı kullanıldığı gibi, salonda da gerektiğinde bir solo konser, bir caz konseri ya da bir konferans verilebilmeli, bir opera ya da bir bale sahnelenebilmelidir. Yapıda yer alan bu farklı aktiviteler çok işlevli bir aydınlatma sisteminin gerekliliğini de beraberinde getirmektedir. Konuya, öncelikle aydınlatmanın genel amacı ve tarihçesiyle başlanarak, ışığın salonlardaki kavramsal boyutu ele alınıp, daha sonra teknik ihtiyaçların neler olduğu ve yapmın mekanlarında hangi çözümlere gidilebileceği anlatılmaktadır. Işığın kavramsal boyutuyla mimari ihtiyaçlara, teknik boyutuyla da işlevsel ihtiyaçlara cevap vermesi, konu anlatımım böylesi bir yöntem izlemeye yöneltmiştir. Işık, görsel bir duyumdur. Bu yüzden her bölüm, sözlü ifadelerin yam sıra konuyu ifade eden resimlerin ve çizimlerin varlığıyla görsel olarak da desteklenmektedir. Örnekler bölümünde, hem yurt dışından hem de yurt içinden yapılara yer verilerek bu konuda hangi seviyede olduğumuz irdelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada, mimarinin ışık olmaksızın ifade edilemeyeceği, opera ve konser salonlarının hem duysal hem de görsel bir konser ortamı olması gerekliliği ortaya konmaktadır ki bu, yapıdaki ışıktan ve ışıksızlıktan sorumlu kişi olan mimarın görevidir.