Özet
Günümüzün toplu mezarları olarak tanımlanabilecek otobüsler, iletişimsizliğin sonsuzluk sınırlarına ulaştığı çağımızda, can yakıcı ve alıcı niteliklerini korurlar.
Her gün sabah telaşımıza bulaşan radyo haberlerine -kanlı iç savaşlar, sömürü ve dikta düzenleri, aydınlara ve azınlıklara baskı, korkunç sefaletler, çağdışı 'adalet' sistemleri, ölüm-kalım mücadeleleri, ürkütücü baskı ve açlık rejimleri, suskun ve sindirilmiş insanlar, bezdiren pahalılık, esrar, cinayet, yıkım, terör, siyah-beyaz çatışmaları-, renksiz televizyonumuzun, geçmişini inkar eden renkli televizyonların ve lüks arabaların bitmek bilmeyen avantajları eklenir.
Kulaklarımızın aklımızla ilişkisi, bazen, telsizlerin yarattığı parazitler yüzünden bozulur. Otobüsünüze koşarsınız, böylesi bir koşuşturma size anormal zevkler kazandırmıştır. Eğer otobüste sabah jimnastiği olsun diye, bir dirseğinizi daha da hareketlendirirseniz oturabilirsiniz ve tebessümünüz, başkalarının derdine sevindiğinizin bir göstergesi olur.
Ağız kokularıyla dayanılmaz hale gelen kavgalar, hareketsizlikten doğan sıkışma, eklenen vücutlarla ortaya çıkan otobüs yaratığı olan ben, Raymond Queneau'nun "Exercices de Style"inin reji denemelerini yapmaya, büyük, kırmızı, bezdiren otobüslerden birinde karar verdim.
Böylesi bir yaklaşımla otobüsleri kendime sevimli kılabilir, bezdiren yolculukları birer serüvene dönüştürebilirdim. Kelimelerle yeni bir akıl kurup, bu akılla yeni bir görüntüler düzeni oluşturabilir, bu düzen içinde kendimi kendime ihbar eden naçizane yaratıcılığımın muhbiri olabilirdim.
Çalışmalarımda danışmanlığımı üstlenen Sayın Prof. Cevat Çapan başta olmak üzere, çevirileriyle Queneau'nun dünyasını tanıtan Gürsel Göncü ve Yiğit Köseoğlu'na, çalışmalarım boyunca yardımcı olanlara teşekkürü borç bilirim.