Özet
Kemal Bilbaşar'ın Cemo romanını, romanın neşrinden önceki yıllardan başlayarak çeşitli zamanlarda, çeşitli yapımcılarla sinemaya uyarlama niyetinde bulunduk. Bu niyetler çeşitli nedenlerle gerçekleşemedi. Ben kafamdan bu projeyi tamamen uzaklaştırdığım bir sırada, iki yıl önce, yapımcı arkadaşım İrfan Tunal'dan Cemoyu sinemaya uyarlama teklifi geldi. Bu teklife doğrusu fazla sevinmedim. Çeşitli defalar romana el atmış, her defasında uygulama zorluklarıyla karşılaşmıştım. Hikayeyi ilk okuduğum günden bu yana, belirli bir çözüm yolu bulamamıştım. Nitekim iş gerçekleşme safhasına dökülünce korktuğum başıma geldi. Romanın, yazarın dilinden, anlatımından gelen bir özelliği vardı. Bu özelliğin yanı sıra, bir takım mahalli töreler ve baş edilmesi zor, çeşitli sosyal, politik meseleler sıralanıyordu. Üstelik bu meselelerin çoğuna yazarla aynı görüş açısından bakmıyorduk. Başlangıçta uygulama şeklini, yapımcının seçimine bırakmayı uygun buldum. Senaryocu olarak Ayşe Şasa seçildi ve çalışmaya girişildi. Yapımcı, sadece Cemo adlı kadının hayatını, aşkını, maceralarını istiyordu. Bu tutumda, Cemo rolü için ünlü bir yıldızın, Türkan Şoray'ın seçilmesinin de payı vardı. Bu görüş açısıyla bir yere varılamayacağı çabuk anlaşıldı. Senaryocu, yapımcıyla anlaşamamış, işi bırakmıştı. Kısa bir süre sonra değerli senaryocu Safa Önal'a müracaat edildi. Yapımcının da görüşü değişmişti. Artık bir yıldız uğruna, romanın yapısını tamamen değiştirmeyi uygun bulmuyordu. Romanın üç ana karakteri (Cemo, Memo, Senem) eşit olarak değerlendirilmeliydi. Bu tutum şekli yapımcıya, üç yıldızlı film yapma fikrini getirdi. Bir zamanlar Yılmaz Güney, Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit üçlüsünü bir araya getirmekle uğraşıldı. Bu arada çekim tarihi gelip çatmıştı. Proje baharda yapılacakken sonbahara ertelendi. Ağustos ayı sonlarında Safa Önal senaryoyu teslim etti. Gerçekten başarılı bir çalışma yapmıştı. Kurduğu yapıda üç ana kişi aşağı yukarı birbirine denk olarak değerlendiriliyordu. Cemo'dan başka, Memo romanlarından da yararlanılmış, oldukça sağlam bir yapı kurulmuştu. Bu kez itiraz benden geldi. Ortada sahne dizisi olarak insana tamam gelen bir senaryo vardı ama... Süsleri, sinemayla ilgili olmayan edebiyat kısmı ayıklandığı zaman geriye yüzlerce defa tekrarlanmış, bir köy melodramı kalıbı kalıyordu (Zalim Ağa, Çoban ve Fakir Kız hikayesi). Ben bu yapıyla, ne iyi, hatta ne de ticari bir film yapılabileceği görüşündeydim. Böylece Cemo projesi bir sonraki yılın baharına ertelendi. Senaryonun sorumluluğunu kendi üzerime aldım.