Özet
Nurullah Berk, kendi deyimiyle, 1933 yılında "D Grubu"nun kuruluşundan sonra yolunu bulabildi. Ondan önce, ne İstanbul ve Paris okullarındaki çalışmaları, ne de "Müstakil Ressamlar Birliği" sergilerine katılmaları başarılı sonuçlar vermemişti. 1932-33 yıllarında yürüttüğü Paris çalışmaları, yolunu bulmasına yardımcı olmuştu. İlk olarak, André Lhote'un bilgili hocalığı, daha sonra Fernand Léger'nin ve uzaktan, Gromaire'in anıtsal kitleleri arama direktifleri, plastik değerlerin dünyasını Berk'in önüne sermişti.
Yine kendi deyimiyle, "D Grubu", Türkiye için yepyeni bir akımın öncüsü olmakla beraber, Avrupa ekollerini buraya aktarmaktan ileri gidemiyordu; Türk resminde 1933 eğilimleri, kimilerinin söyledikleri gibi Batı kopyacılığından uzak kalmakla beraber, özellikle Kübizm, Konstrüktivizm ya da Ekspresyonizm tasarılarını Türkiye'ye getirmekle yetiniyordu. Bu, bir zorunluluk sayılabilirdi. Çallı İbrahim kuşağının uyguladığı bir çeşit Empresyonizm'den sonra daha entelektüel, daha "inşacı" bir eğilimin kökleşmesi gerekti.
Nurullah Berk, "D Grubu"nun ilk sergilerinde ve daha sonra uzun süre bu gerçeği yansıtan resimler göstermeye başlamıştı. Bu sergide görülebilen "İskambil Kağıtlı Natürmort", "Masa Başındaki Adam" gibi tablolarıyla kimi desen ve pastelleri, Kübist disiplinlerine bağlılığını açık ve seçik şekilde aydınlatıyor.