Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Açık Bilim, Sanat Arşivi

Açık Bilim, Sanat Arşivi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

MSGSÜ'de Ara
Gelişmiş Arama

Basit öğe kaydını göster

dc.contributor.authorKayapınar, Umut
dc.contributor.otherBalkır, Sedat
dc.date.accessioned2025-02-25T07:04:02Z
dc.date.available2025-02-25T07:04:02Z
dc.date.issued2015en_US
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.14124/9489
dc.description.abstractUmut Kayapınar'ın resimleri için kullanılabilecek en kısa ve yalın ifade "Otomatist bir tavırla bilinçaltının dışavurumu" olacaktır. Bu tanım, ilk bakışta kendisini kural tanımaz ve sadece içinden geldiği gibi resim yapan biri olarak algılamamıza sebep olsa da, resim yaparken kompozisyon, espas, açık-koyu, renk ve ritim konularında harcadığı zamanı ve verdiği emeği bilen biri olarak, yapmaya çalıştığı şeyin zorluk derecesinin diğer resim türlerinden daha az olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Geleneksel resmin kuralcı ama güvenilir duvarlarına sırtını dayayıp, akılcı ve tedbirli olmanın konforu içinde izleyiciyi etkileyebilmek mümkünken, bu tavrın tam karşısında konumlanmış bulunan yani herhangi bir ön çalışma yapmadan risk alarak, sezgileri yardımıyla ve tabii biraz da el yordamıyla, mutlak değil, aslında muğlak bir güzelliğin peşinde olmak, otomatist tavrın en ayırt edici unsurlarından olsa gerektir. Akıtmalar, sıçratmalar ve benzeri kontrol dışı eylemlerin sebep olduğu, beklenmedik ve oluştuğunda ise değiştirmeyi göze alamadığımız sürpriz biçimler, fırçayı elinde tutan ve boyayan kişi olduğumuz halde, kontrolün aslında bütünüyle bizde olmadığı, bizi edilgen bir uygulayıcı haline dönüştüren bir başka mutlak gücün varlığını hissettirmesi açısından da ilginçtir. Muhteşem sonuç hedefleyen mükemmeliyetçi tavrın bazı durumlarda insanın cesaretini kırdığını ve daha abartılı hallerde ise elini kolunu bağlayıp nasıl kıpırdayamaz hale getirdiğini düşündüğümüzde, Kayapınar'ın cesur tavrının bir zamanlar daha revaçta olup artık neredeyse demode sayılan nostaljik sanatçı tipine (Yerleşik Düzen ve Sanat Anlayışıyla Problemi Olan, Yenilikçi, Öncü ve açıkça söylemek gerekirse Rahatsız İnsan tiplemesi) daha uygun geldiğini düşünüyorum. Onun çalışmalarını şu an değil de yüzyıl önce değerlendiriyor olsaydık, şimdiki zamandan çok daha kesin bir dille bu çalışmaların soyut olduklarını yani görünen gerçeklikle ilgisi olmadığını söyleyebilirdik. Bir anda 2300 küsur sene geriye gidip, etrafımızda gördüğümüz şeylerin idealar dünyasındaki gerçekliğin kopyaları olduğunu, bu itibarla resmi ya da heykeli yapılan herhangi bir şeyin, aslının kopyasının kopyası olduğunu iddia eden ve formu bulmak için bunları değil de başka bir bakış açısı ve gerçeklik arayışı peşinde olmayı öneren Platon'un bu görüşüyle Kayapınar için de yol gösterici nitelikte olmuştur denilebilir. Etrafımızdakileri görüyor ve dokunabiliyorsak genellikle şüphe etmeksizin onların var olduklarına inanırız. Buna karşılık dokunamayıp sadece gördüğümüz durumlarda ise şüphe ediyor olsak da inanmaya devam ederiz. En azından günümüze gelinceye kadar bu böyleydi. Son bilimsel araştırmalar ve görüntüleme tekniklerinin bize sunduğu yeni veriler ışığında mikro-makro ölçekte bütün yargıların alt-üst olduğu, insanın kendisi de dahil olmak üzere, etraftaki her şeyin en küçük yapı taşı diye bilinen atom çekirdeğinin kayısı çekirdeği gibi bir şey olmayıp, bizzat kendisinin de elektronlardan oluştuğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Kütlesel her türlü gerçekliği gerçek ötesi hale dönüştüren bu yeni bulgu sebebiyle artık neyin gerçek neyin gerçek olmadığının tam olarak bilinemediği bir durum yaşandığını söyleyebiliriz. Kayapınar, sonsuz evrende belki hiçbir zaman gitmiş olamayacağımız bir köşeyi ya da henüz keşfedilmemiş mikroskobik bir olguyu, üstelik kendisi de farkında olmaksızın resmediyor olabilir. Bu resimlerde düşündüğümüz anlamda figüratif unsurları görmüyor olmamız sebebiyle o çalışmaları soyut-nonfigüratif diye nitelemenin kendisinin bile soyut kaldığı bir dönem içinde olduğumuz rahatlıkla söylenebilir. Yrd. Doç. Sedat Balkır MSGSÜ Resim Bölümüen_US
dc.language.isootheren_US
dc.publisherMimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesien_US
dc.rights© Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesien_US
dc.subjectOtomatist tavıren_US
dc.subjectBilinçaltı dışavurumuen_US
dc.subjectKompozisyon ve espasen_US
dc.subjectSoyut ve nonfigüratifen_US
dc.titleAkdeniz esintisi II = The Mediterranean breeze IIen_US
dc.typecatalogueen_US
dc.departmentMimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesien_US
dc.contributor.translatorArdıç, Devrim
dc.relation.publicationcategoryDiğeren_US


Bu öğenin dosyaları:

Thumbnail

Bu öğe aşağıdaki koleksiyon(lar)da görünmektedir.

Basit öğe kaydını göster