Özet
Gençlik insan ömrünün yaz çağıdır. Onu zengin bilgiye, büyük
dünya kültürüne ve ulusal duyguya kavuşturmak, halkın yaşam
ideali uğrunda terbiye etmek, her bir kuşağın kutsal borcudur.
Çağdaş Türk gençleri, dünyanın en öncül gençlerinin
sıralarında yürümek için kendi r,anevi olgunluğuna erişmişliği
ile seçilmeli, yüksek kültürlü şahsiyet olarak tanınmalı ve
beşeriyetin yarattığı gelişmeyi daha da zenginleştirmeli.
Şimdi, yetenekli Türk gençleri, güzel sanatların, edebiyatın,
ekonominin ve öylece de bilimin, bütün sahalarında öncül
olmaya, yeni karakterler sjstemi meydana getirmek için
çalışmaktadırlar.
Şimdi Türk gençleri XXl.yy'ın yüksek hayat ritmi, düşünce türü
ve yaratıcılık yaşamı ile yüz yüze durmaktadırlar. Onlar,
zamanın istediği, çağdaşlığın yeni yaratıcılık problemlerini
derinden anlamlı, tiyatro ve dram sanatının sağlam
geleneklerini geliştirmeli, yeni gelenek yaratmalıdır.
Bu süreçte gençler, kendi derin dünya yorumları ve büyük
yetenekleri ile tiyatro ve dram sanatının çiçeklenmesine etki
göstermeli, güzel sanatların ve bilimin tüm alanlarını, tekınik,
ekonomik bilimleri öğrenmeli, çağdaşlığın duyum ve istekleri ile
ilgili olarak gençleri tiyatro ve edebiyattan ayırıp, onların
maneviyatını mahdutlaştırmaya olanak vermek gerekmez.Yoksa gençlerin estetik anlam ve duygularını sakatlamak olur.
Gençlerin yeteneğinden, emel ve düşüncelerinden kuvvet alan
tiyatro, bugün de zamanla beraber yürümeli, değişmeli ve
zenginleşmeli, halkın manevi gelişmesine hizmet etmeli ve eski
zamanlarla bu· günümüz arasında kırılmaz bir ilgi yaratmalıdır.
Bu ideal, çağdaş Türk tiyatrosunun esas yaratıcılık amacı
olmalı, insan ve onun maneviyatı, arzu ve istekleri çağdaş
tiyatronun repertuvarında kendisine yer bulmalı, seyircileri
düşündüren konusu olmalıdır. Her hangi bir tiyatro, kendi
yaratıcılık problemlerinden uzaklaşırken, ustalık ve çağdaşlık
hüneri yitirmektedir. Başka deyimle de, ustalık ve çağdaşlık
mevkiinden ayrılırken, hem kendi geleneğinden uzaklaşıyor,
nem de çağdaşlık ve yenilik duygusu kaybetmiş oluyor.